Cumartesi, Nisan 7, 2018
Destpêk » GIŞTÎ » AFRİN’İ SAVUNMAK HER KÜRDÜN GÖREVİ OLMALIDIR!

AFRİN’İ SAVUNMAK HER KÜRDÜN GÖREVİ OLMALIDIR!

Afrin’i, Rusların rejim – Esad güçlerine bağlama girişimine ve Türk devletinin işgal etme çabalarına karşı, her Kürt ve Kürdistanlı bulunduğu her alanda harekete geçmelidir. T.C’nin ve Rusya’nın Afrin’de Kürtleri kıskaca alarak, oradaki kazanımları yok etme ve boğma yönelimi boşa çıkarılmalıdır.

AFRİN’İ SAVUNMAK HER KÜRDÜN GÖREVİ OLMALIDIR!

Hurşit Kaşıkkırmaz / Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

Kürdistanlı komünistler olarak her zaman dediğimiz ve savunduğumuz gibi: Kürtlerin ve Kürdistan’ın içerisinde bulunduğu durum ve sahip olduğu statüye göre, bütün Kürtler birlikli, beraberlikli ve dayanışma içerisinde olmalıdırlar. Günümüzde ki Kürt/Kürdistan kazanımlarını (Güney Kürdistan’da Federasyon ve Bağımsızlık, Rojava’da Kanton ve Federasyon) haklarını, fırsatlarını ve imkanlarını, örgütlerin ve partilerin iç çelişkileri yüzünden heba edilmesine her duyarlı ve dürüst Kürt ve Kürdistanlı karşı durmalıdır. Kürtler arası kriminal ilişki, çelişki, çatışmalar, alan hakimiyeti ve anti demokratik yönelimler hızla bir kenara bırakılmalı, kendileri için doğan bu pozitif politik atmosfer ve enerji, olumlu ve onların yararına hizmet edecek bir kanala aktarılmalıdır.

Bugün Rojava’daki kazanımlar üzerinde oynanan oyunları ve entrikaları boşa çıkaracak bir olumlu ve olgun ulusal politikaya ihtiyaç vardır. Bu ulusal politika, her parti, örgüt ve çevreyi bir potada buluşturacak nitelikte ve pozisyonda olmalıdır.

Sömürgeci devletler olarak, özellikle bugün Türkiye ve İran’ın bu kazanımlara karşı giriştikleri kirli, kırımcı, tasfiyeci ve katliamcı atılım ve politikalarına karşı, hepimiz birlikli, bütünlüklü ve dayanışmayla mücadele etmeliyiz. Aynı durum ve duruş Güney için de geçerlidir. Çünkü bir bütün olarak Kürtlerin içerisinde bulundukları durum ve konumları bunu gerektiriyor. İdeolojik, politik farklılıklar, parti-örgüt ve gelenek çıkarları, Kürtlerin ve Kürdistan’ın bütün parçalarını kapsayacak şekilde, bütün ulusun yararı için tali, ikincil plana itilmediği sürece tek başına birilerinin başarılı olma şansı yoktur. İdeolojik, politik, örgütsel farklılıklarımızı koruyarak, ulusun ve ülkenin çıkarları için, asgari müşterek konu ve politikalarda birliği, beraberliği, dayanışmayı ve mücadeleyi geliştirmeli ve gerçekleştirmeliyiz. Hiç kimse bir diğerini kendisine benzetme, kendi hegemonyası altına alma veya etkisizleştirme girişiminde bulunmadan birliği, beraberliği hedeflemelidir. Ulus ve ulusal yapılar olarak, farklılıklarımız zenginliğimizdir mantalitesi ile birbirimize yaklaşmalı ve ilişki kurmalı ve geliştirmeliyiz.

Özellikle KDP ve PKK gelenekleri, sizler ve size yakın olan parti ve hareketler ile hareket edip davrandığınız sürece ne ulusal alanda ve ne de uluslar arası planda gerçekleştireceğiniz herhangi bir oluşum bütün Kürtler için bağlayıcı olmaz, olmuyor. Şimdiye kadar bu durumun onlarca ve yüzlerce örneği yaşandı. Bu konuda bu günlerde gündemde olduğu için tek bir örnek vermek istiyorum. PKK geleneğinin oluşturduğu Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) yaklaşık 20 yıldır faaliyet yürütüyor. 15-16 Temmuz’da Süleymaniye’de Kürtlerin birliğini hedefleyen bir çalıştay yaptı. Çalıştayın sonuç bildirisini az önce okudum. Birlik için çaba sarf etmek iyidir, kötü değildir ve desteklenmelidir. Ama birlik derken nasıl bir birlik anlayışı ile hareket edildiği önemlidir. Çalıştayın sonuç bildirgesinin ilk paragrafı dahi biz Kürtlerin nasıl bir durumda aciz ve çaresiz olduğumuzu izah ediyor. Şöyle ki, “Kürdistan Ulusal Kongresi‘nin Süleymaniye’de düzenlediği iki günlük ulusal birlik çalıştayı sonuç bildirgesinin açıklanmasıyla son buldu. Sonuç bildirgesinde “Çalıştayın tüm katılımcıları, Ulusal Birlik çalıştayıyla sınırlı kalmamasını, ulusal kongre gerçekleşinceye kadar aralıksız bir biçimde sürdürülmesini beyan etmiş ve kararlılığına ulaşmıştır” denildi. Dikkat edin, Kürdistan Ulusal Kongresi, Ulusal Kongre’nin gerçekleşmesini talep ediyor! Kürdistanlı komünistler olarak, KNK’nin ilk kurulduğu yıllarda Kürtlerin birliğini savunuyoruz, Ulusal Kongre gereklidir, kaçınılmazdır fakat, Doğu, İran KDP’nin, Güney, Irak KDP’nin, YNK’nin ve bu gelenekler ile diğerlerinin yer almayacağı bir Ulusal Kongre başarılı olmaz, gerektiği rolü oynayamaz” diye belirtmiştik. Bu gün için buna benzer durumlarda ve konularda önerilerimizi, görüşlerimizi çekinmeden tekrarlıyoruz, söylüyoruz, belirtiyoruz.

Bugün özellikle Rojava’daki Afrin Kantonuna yönelen T.C oradaki kazanımları yok etmek için saldırıyor, saldırı hazırlığı yapıyor. Daha önce de Rojava’daki kazanımları hazmetmeyen Türk Devleti, saldırıda bulunmuş ve ÖSO ile bölgenin yaklaşık dörtte birini işgal etmişti. İşgal ile Afrin Kantonunu diğerlerinden kopararak yalnızlaştırdı. Şimdi de Afrin’i hedef alarak bölgenin hemen hemen yarısını işgal etmek istiyor. Ortadoğu’daki çelişkiler, çatışmalar, çıkarlar gereği Türk devleti, bölgede Fırat’ın batısındaki kısmı tamamen işgal edebilir mi? Edebilir veya etmeyebilir de. Burada önemli olan doğusuyla, batısıyla, güneyiyle, kuzeyiyle Kürtlerin tavrıdır, tutumlarıdır. Herkes bulunduğu her alanda bu işgale, işgal girişimine karşı çıkmalı, harekete geçmelidir. Sömürgecilere karşı emperyalistlerden medet ummak, onlardan yardım almak veya talep etmek de karşılıklı çıkarlardan kopuk olmaz, olamaz. Çünkü emperyalistlerin dostlarını belirleyen çıkar ilişkileridir. Çıkar ilişkilerinin derecesi aynı zamanda dostluğun seviyesini de belirliyor. Afrin ve Rojava yalnız bırakılmamalı, hele hele emperyalistlerin insafına hiç bırakılmamalıdır.

***

Kimi gazete haberlerine bakarsak;

Gerekli cevabı vereceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Zirvesi’nin kapanışında yaptığı konuşmada “Sınırlarımızın hemen yanı başında terör örgütlerinin desteklenmesi, silahlandırılması, bölgede terör adacıkları oluşturulmasına kesinlikle sessiz ve tepkisiz kalmayacağız. Ülke güvenliğimizi tehdit eden oluşumlara karşı meşru müdafaa hakkımızı kullanmakta tereddüt göstermeyeceğiz. Kuzey Suriye’de sözde bir Kürt devletine müsaade etmeyiz. PYD tehdidine müsaade etmeyiz. Afrin bizim için tehdittir, gerekli cevabı vereceğiz” dedi. (Milliyet)

Sevkiyat yapıldı

TÜRK Silahlı Kuvvetleri tarafından terör örgütü PYD kontrolündeki Suriye’nin Afrin İlçesi’ne komşu Kilis sınırına askeri araç ve personel sevkiyatı yapıldı.
Suriye’nin Halep kentine bağlı terör örgütü PYD kontrolündeki Afrin’in sınır komşusu Kilis’e gönderilen 7 obüs ve tank taşıyan çekiciler ile içerisinde askeri personel bulunan araçtan oluşan konvoy, gece saatlerinde kente ulaştı. Askeri konvoy, güvenlik önlemleri arasında konuşlandırılmak üzere sınır hattına ilerledi.

GÜNCEL-TSK ve ÖSO grupları son günlerde Afrin’e düzenledikleri top atışını bugün sabah saatlerinden itibaren artırdı. Ezaz, Kilis ve Ezaz’in güneyine aralıklarla havan ve top atışları düzenleyen TSK ve ÖSO grupları, eski Afrin girişindeki kontrol noktaları ile eski Afrin Akademisi ve kent merkezini vurdu. Saldırılarda çok sayıda sivil yaralanırken, 3 sivil de yaşamını yitirdi.

TSK ve ÖSO’nun dün de Şêrava ilçesindeki Rubar Mülteci Kampı’na havan ve obüs saldırısı düzenlediği ve çok sayıda mültecinin yaralandığı belirtildi. (Dihaber)

Rusya, terör örgütü PYD’ye “Afrin’i hemen terk edin” ültimatomu verdi.

Afrin’deki PKK uzantısı PYD teröristlerine yönelik TSK operasyonlarının önümüzdeki günlerde yoğunlaşacağı iddia ediliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu arasındaki görüşmenin ardından Rus medyası operasyonun adını bile verdi, Fırat Kılıcı adlı harekatla Afrin’deki PYD varlığının son bulacağı söyleniyor. Tüm bu gelişmelerin ardından Moskova, PYD’ye “Afrin’i terk edin” ültimatomu verdi.

Rusya’nın Afrin’de PYD ile irtibatı
Rusya PYD ile her zaman ilişki içerisinde olan bir ülke. 2015 Kasım ayında Rus uçağının düşürülmesinin ardından Rusya, Türkiye’ye karşı PYD kartını ortaya sürmüş ve PYD’ye silah yardımı yapmış hatta Moskova’da ofis açmalarına izin vermişti. Ancak bu süreç ABD’nin, PYD teröristlerinin Rusya ile yakın flörtüne tepki vermesine yol açmıştı. Rusya PYD ilişkisini hiçbir zaman inkar etmedi ancak bu ilişkinin Türkiye-Rusya arasındaki bağlara zarar verecek şekilde gelişmesine de izin vermedi. Yani Rusların PYD’ye bakışının ABD-PYD ittifakı kadar derin olmadığını söyleyebiliriz. En azından Rusya, mesele Türkiye olunca bir terör örgütüyle Türkiye’yi aynı kefeye koymayacak kadar daha dürüst davranabiliyor. Bu durum maalesef ABD için geçerli olmadı. ABD hem Obama hem de Trump döneminde PYD ittifakını her ne pahasına olura olsun sürdürme kararlılığını gösterdi. PYD’nin bu anlamda ABD ile Rusya arasında da bir kriz başlığı olduğu bazı durumlarda açığa çıkabiliyor.
Şimdi ne olacak?
Rusya, PYD’ye “Afrin’den çekilin” diyor, Türkiye’nin Afrin’e operasyon yapacağını söylüyor ve böyle bir operasyon karşısında sessiz kalacaklarını vurguluyor. Yani Ruslar, Türkiye’nin ayağına bağ olmayacak. Peki, Afrin PYD’den arındırıldıktan sonra ne olacak. İlk etapta Rakka’nın batısında yer alan Münbiç ile Tel Rıfat arasındaki PYD bağlantısı kesilmiş olacak. PYD terör örgütünün Suriye’nin kuzeyindeki kantonları birleştirme hayali sona erecek, bu bölgedeki ilerleyişleri de bitmiş olacak. Bununla birlikte Afrin’in Azez-Cerablus hattı gibi özgürleştirilmesi de gündemde. Rusya’nın Afrin konusundaki tasarrufu ise teröristlerden arındırılan bu bölgenin rejim güçlerinin kontrolüne verilmesi olabilir.(Haber7)

***

Ortadoğu’da emperyalistler büyük oyunlar oynuyor. Bu oyun ve entrikaların denebilir ki geçmişte ve şimdi merkezinde Kürtler ve Kürdistan yer alıyor. Öncesi bir tarafa, son yıllarda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) çökmesinden sonra tekrar toparlanan Rusya, ABD ve batı karşısında tekrar bir blok olarak ortaya çıktı. Bu sefer sosyalist değil de emperyalist bir blok şeklinde Çin, Hindistan, Brezilya, G. Afrika, İran…vb ülkeleri yanına alarak rolünü oynamaya çalışıyor. Bu bloklaşmanın Ortadoğu’ya yansıyan şekli olarak Sünniler ABD-batı bloğunda yer alıyorlar, Şiiler ise Rus bloğunda. Sünnilerin bölgedeki ana karargahı Suudi Arabistan, Şiilerin ise İran olarak şekillendi. Bölgede Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye, İsrail, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri…vb ABD- batı taraftarı. İran, Irak, Suriye Esad Rejimi, Lübnan Hizbullahı….vb ise Rusya taraftarı.

Önce Irak savaşı, sonra Suriye savaşı, daha sonra ortaya çıkan İslam Devleti (IŞİD) savaşı, yani denebilir ki bölgede kesintisiz bir şekilde yaklaşık 15-20 yıldır savaşlar yaşanıyor. Kürtler ise yaklaşık yüz yıldır bazen düşük, bazen yüksek bir tempo ile sömürgecilere karşı savaşıyorlar. Zaten savaş halinde olan Kürt coğrafyası, ikibinli yılların başından itibaren önce Irak, sonra Suriye ve IŞİD savaşlarının yaşanması ve dışarıdan müdahale ile bu sömürgeci ülkelerde doğan imkanlardan yararlanan Kürtler, Irak’ta Federasyona sahip oldular. Suriye’de ise Kanton yönetimine geçtiler. Devletleşme hakkına ve fırsatına sahip olan Kürtlerin bölgede ki bloklaşmadan etkilenmemeleri düşünülemez. Güney Kürdistan’daki Kürt yönetimi bu bloklaşmada tavrını ABD- batı bloğundan yana koydu ve bu konuda netleşti. Rojava’da ise PKK çizgisinde ki PYD ve Kanton yönetimleri ne ABD ve batı bloğu ve ne de Rus bloğu diyerek tarafsız (Neutral) bir politik hat izliyorlar. Kuşkusuz tarafsız ve bağlantısız bir politik hatta sahip olmak en iyisi ve hayırlısıdır. Fakat Ortadoğu’daki koşullar ve Kürtlerin içerisinde bulundukları statüye göre, emperyalistlerin yani her iki bloğun bölgeyi kendi aralarında paylaşma amaçlı sürdürdükleri savaştan dolayı, bağlantısız bir güç olarak varlık göstermek çok zordur. Yani hem ABD ve hem Rus blokları ile ilişki kurarım ama hiçbirisinin bloğunda yer almam ve her ikisinden de yararlanırım politikası ile belli bir noktaya kadar ilerlersiniz. O noktadan sonra her ikisi arasında sıkışır çaresiz bir duruma düşersiniz. Siz istediğiniz kadar biz bağlantısızız deyin. Emperyalistler size boş yerine yardım etmiyorlar. Emperyalistler bir verdiklerinde onun karşılığında eğer yüz almıyorlar ise yardım etmezler. Kaldıki Rojava’nın şimdiden Fırat’ın doğusu ve Batısı olarak ikiye bölünmesi, emperyalistlerin kendi aralarında bölge üzerinde nüfuz alanlarını arttırmaktan kaynaklıdır. Rojava’nın doğusu ABD etkinliğinde, batısı ise Rus ve Türkiye etkisi altındadır. Fırat’ın doğusunda kimi iddialara göre ABD’nin 7-8, kimilerine göre 4-5 havaalanı ve yerleşim biriminin olduğu belirtiliyor. Fırat’ın batısında ise coğrafyanın yarısı Türklerin, diğer yarısı ise Rusların denetiminde ve gözetimi altındadır.

Ortadoğu’daki kurtlar sofrasında kaşık sallamak her babayiğidin harcı değildir. Son günlerde Afrin’e yönelik Türk devletinin saldırıları ve saldırı hazırlıkları, emperyalistlerin ve özellikle Rusya’nın bilgisi, onayı ve isteği olmadan gerçekleşmez. Rusya, Suriye’de Kürtleri kendi bloğuna dahil etmek için Esad rejimi ile Kürtler arasında mekik dokuyor. Astana toplantılarını organize ediyor, yeri geldiğinde Türkiye’yi dizginliyor ve bazen da Kürtleri koruma pozisyonunda bulunuyor, dönem dönem Kürtlerin Cenevre toplantılarına katılmaları gerektiğini de söylüyor. Rusya’nın asıl amacı Kürtleri kazanmak ve bu vesile ile Suriye’de Esad rejimini Kürt yardımı ile güçlendirmektir. Rusya’nın bu isteğine yanaşmayan Kürtler ve özellikle PYD, YPG ve Kanton yönetimleri, Rusların kendilerine yardım etmeye devam etmesini istiyorlar. Daha önce de belirttiğim gibi her şey karşılıklı çıkar ilişkilerine dayalıdır. Rusya Kürtlerden istediğini alamayınca Afrin için ültimatom vererek bölgenin rejim güçlerinin denetimine bırakılabileceği sinyalini vererek PYD’ye , “Afrin’i terk edin” açıklamasında bulunduğu iddia ediliyor. Ve ayrıca Türk devletinin Afrin’e saldırması için yeşil ışık yaktığı görülüyor.

Sonuç olarak

Gerek ABD ve gerekse Rusya, genel olarak Kürtler ve özelde de Rojava’yı kendi bloklarına dahil etmek için ciddi anlamda bir çelişki ve çatışma yaşıyorlar. Kürtlerin emperyalistler arası bu çelişki ve çatışmalardan yararlanarak hak ve hukuk sahibi olmaları iyidir, gereklidir, yerindedir. Fakat parçalara bölünmüş, kendi içlerinde birliği, beraberliği, dayanışmayı gerçekleştirememiş Kürt/Kürdistan gerçekliği, bu aşamada dahi emperyalistlere ve sömürgecilere tekrardan yem olma tehlikesi ile karşı karşıyadırlar. Bugün Rojava’da ve özellikle Fırat’ın batısında yaşanan durum benzeri bir olumsuzluğun, yarın Rakka operasyonu bittiğinde Fırat’ın doğusunda ABD ile Kürtler arasında yaşanmayacağının garantisi yoktur.

Afrin’i, Rusların rejim – Esad güçlerine bağlama girişimine ve Türk devletinin işgal etme çabalarına karşı, her Kürt ve Kürdistanlı bulunduğu her alanda harekete geçmelidir. T.C’nin ve Rusya’nın Afrin’de Kürtleri kıskaca alarak, oradaki kazanımları yok etme ve boğma yönelimi boşa çıkarılmalıdır.  18.07.2017

 

Hakkında Hurşit KAŞIKKIRMAZ

Bu habere de bakabilirsiniz.

KADIN(LAR) VE DEVRİM(LER)

Devrimler toplumların altüst olduğu momentlerdir. “En alttakiler”i, en devinimsizleri üste, en “arkadakiler”i öne çıkartır. Hiç …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir