Pazar, Nisan 8, 2018
Destpêk » ANNEMİ, İLK VE ESAS TANRIÇAMI KAYBETTİM! / SİNAN ÇİFTYÜREK

ANNEMİ, İLK VE ESAS TANRIÇAMI KAYBETTİM! / SİNAN ÇİFTYÜREK

Annem son üç aydan beri yemeden içmeden kesilmişti. İki defa gidebilmiştim yanına. İki gün önce evden telefonla aradılar, seni sürekli “Sino, Sino diye sayıklıyor gelsen iyi olur” dediler. Antep’teydim 22 Temmuz günü gittim. Gittiğimde artık beni tanıyamamıştı. Kulağına eğilim yüksek sesle “dayê ezim, ez Sinome, ez hatim” dedim ama konuşabilecek durumda değildi yanıt veremedi. Ancak bilinci halen yerindeydi ki sımsıkı ellerimi tuttu. 23 Temmuz akşamı ayrıldım ama kulağım her an evden gelecek telefondaydı.

Derken o telefon  24 Temmuz saat 22. 55’te geldi. Annemi kaybetmiştim!

Annem, benim ilk ve esas tanrıçam idi çünkü beni biyolojik olarak kendinden bir parça olarak yaratandı.

Annem, benim ilk ve esas tanrıçam idi çünkü ben üç aylık iken Siverek’e bağlı bir köyde buğday tarlasında küçük bir gölgelikte bırakıp buğdayda kımıl temizlerken “hele ez lê binirim Sino çi buye” diye gelip kontrol ettiğinde koca bir yılanın benimle oynağını görünce anneliğin o müthiş koruyucu refleksi ile yılanın üzerine atlamış ve yaşamını tehlikeye atarak beni almıştı kucağına.

Annem, benim ilk ve esas tanrıçam idi çünkü tipik bir Doğu despotu olan babam ne zaman beni dövmeye kalksa O anında her türlü hakareti ve dayağı göze alır bana kalkan olurdu. “Lav gorı mın guhi mede vi vaye dine” der beni sakinleştirirdi. Kaldı ki annem sadece beni değil babam ailede büyük abisi dahil herkesi dövmeye katlığında Annem aynı şeyi onlar içinde yapar kendini kalkan yapardı.

Annem, benim ilk ve esas tanrıçam idi çünkü daha 18 yaşımdayken Hilvan-Siverek arasında Fırat’a akan iki küçük ırmağın kolunun birleştiği yerdeki tarlada son kez buğday biçmiş ve amcama “amcam bu benim son buğday biçmen olacak onu da akşama kadar babamınkini değil seninkini biçeceğim dedim” ve gün batıncaya kadarda amcam Hadi’nin buğdayını biçtim. Akşam oldu dereyi çıkınca geri döndüm ve üç defa tükürdüm derenin karşı tarafına “asla bir daha dönmeyeceğim” dedim ve dönmedim. O günden beri sürdürdüğüm siyasal faaliyetim boyunca Annem (tanrıçam) her saat her gün “acep Sinoyê min çubu” ile yatıp kalktı özellikle yıllar süren yasadışı yaşamım ve cezaevi sürecim boyunca. O hep “yarabbi Sinan’ın ölüsünü bana gösterme” duasıyla yatıp kalktı ta bir saat öncesine kadar!

Annem, benim ilk ve esas tanrıçam idi çünkü tam bir despot olan babam yağmur yağmadı buğdayı mı iyi olmadı Annem dayak yerdi, amcamın intikamı geç mi alındı Annem dayak yerdi. İşte Annem bütün bunlara eyvallah dediyse milyonlarca Kürt ya da Türk, Rum, Arap, Fars Anne gibi “çocuklarım ne olacak” dediği içindi.

Bütün bunlardan dolayı Annem sadece fiziksel olarak beni yaratan değildi manevi olarak da nefesini verdiği son ana kadar yaşamımın bir parçası, bir tamamlayanı idi. ANNEMİ SEVİYORDUM HEM DE NASIL! Sevgi tarifi çok zor bir şeydir O ancak yaşanır. Annem nasıl ki beni karşılıksız sevdi, korudu ben de Onu hep öyle sevdim ve o sevgiyi tarif edemem ancak hem de nasıl diyerek vurgulayabilirim.

Anneme ilişkin tek tesellim Onu hayatım boyunca incitecek tek söz etmedim tabi elimde olmadan siyasal yaşamımın kendisine sürekli çıkarttığı zorlukları, yaşattığım acıları saymazsam. Yaşamım malum baştan sona annem için hep “acep Sino çi bu” ile geçti.

Annemi ilk ve esas tanrıçamı yitirdim. Yarın sabah erkenden Annemin yanındayım!

24.07.2016 – 23.40

20160204_205014

 

Hakkında Sinan ÇİFTYÜREK

Bu habere de bakabilirsiniz.

KADIN(LAR) VE DEVRİM(LER)

Devrimler toplumların altüst olduğu momentlerdir. “En alttakiler”i, en devinimsizleri üste, en “arkadakiler”i öne çıkartır. Hiç …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir