Çarşamba, Haziran 27, 2018
Destpêk » GIŞTÎ » ERDOĞAN’IN, IRKÇI MİLLİYETÇİLİKLE KUŞATILMIŞ “ZAFERİ”!

ERDOĞAN’IN, IRKÇI MİLLİYETÇİLİKLE KUŞATILMIŞ “ZAFERİ”!

Baskın, baskın olduğu kadar da haksız-hukuksuz ve adaletsizliklerle yüklü bir seçim halklara dayatıldı ve bu dayatmalar seçim gününde bile başta Urfa’da olmak üzere kimi kentlerde sürdürüldü. Buna rağmen iktidar beklediği sonucu alamayarak meclis çoğunluğunu kaybetti. Seçim sonuçlarına ilişkin ilk elden şunları belirtebiliriz:

Sinan Çiftyürek / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

I – Son söyleyeceğimi başa alayım; Erdoğan ve AKP, 24 Haziran’da, MHP’nin temsil ettiği ırkçı milliyetçilik tarafından kuşatılmış “zafer” elde etti. Onca askeri operasyonlara sınır ötesi harekatlara rağmen Kürt meselesinde yeni adımlar atmak zorundayken Mecliste ve Cumhurbaşkanlığında MHP’ye bağımlı olmak gibi!

Erdoğan/AKP bir seçim daha kazandı kazanmaya lakin seçim sonrası kendisini bekleyen sorunlar yumağı nedeniyle kazandığına sevinemedi. Neden kazandığına sevinemedi?

Başta içeride ve sınır ötesinde kendisini baskılayan Kürt meselesi kapıda bekliyor. Öyle ki artık bir iç mesele olmaktan da çıkıp İngiltere, ABD gibi güçlerin de müdahil olduğu bir mesele haline gelen Kürdistan meselesinde yeniden çözüme yönelmek bir dert yönelmemek iki dert gibi bir açmazla yüz yüze. Çünkü Kürt meselesini çözmeye yöneldiğinde Cumhur İttifakında müttefiki MHP’nin takozu ile yüzleşecek ki ırkçı milliyetçilik tarafından kuşatılmış “zafer” dediğimiz de bir yanıyla budur! Bu aynı zamanda AKP/Erdoğan’ın ölümcül açmazıdır da çünkü MHP’nin dediğini yaparsa Kürtleri tümüyle kaybedecek, yapmaz da yeniden çözüme yönelirse MHP ile papaz olacak!

Diğer sorunlar, 450 milyar dolar dış borç ve durdurulamayan döviz kuru; bununla paralel büyüyen cari açık; bütçe açığını kapatmak için yağmur gibi gündeme getireceği zamlar ve bunların toplamında kapıda bekleyen ikinci büyük sorun olarak ekonomik kriz! Bu sorunlar yumağının toplamı nedeniyle Erdoğan, 24 Haziran akşamı zaferini ilan ederken, keyifli değildi.

II– Son üç genel seçim sonuçlarına ilişkin tablo dört partiye ilişkin şudur;

7 Haziran 2015 seçimleri;  AKP %40.08; CHP %24.95; MHP %16.29; HDP %13.12

1 Kasım 2015 seçimleri;    AKP %49.50; CHP %25.32; MHP %11.90; HDP %10.76

24 Haziran 2018 seçimleri; AKP %42.50; CHP %22.70; MHP %11.10; HDP %11.70 oy aldıkları görülüyor.

Bu verilere göre; AKP 24 Haziran’da, 7 Haziran’a göre ufak artış, 1 Kasım göre ise %7 gibi ciddi bir oy düşüşü yaşamış. CHP’de, önceki iki seçime göre de küçük oranda düşüşler var. MHP’de de her iki seçime göre gerileme var.

Aslında yoksulların günlük temel gıdaları olan soğan-patateste kilo 7 lira yani olağanüstü fiyat artışları olurken; dolar birdenbire 4.92’ye kadar çıkmışken; Türkiye’nin dış borcu 453 milyar dolara ulaşmışken; yani artık borçların döndürülmesi sorunu ciddiyken; bunların toplamında mutfağı ve piyasayı saran ekonomik kriz yaşanırken; Millet İttifakı ile belli bir muhalefet odağı da oluşturulmuşken, üstüne üstlük 16 yıllık iktidar yıpranmışlığı da varken… AKP’nin daha fazla oy kaybetmesi beklenirdi. Eğer bu olmadıysa AKP tabanının ideolojik bilinçle davrandığını belirtmeliyiz.

HDP’de ise 7 Haziran’a göre düşüş, 1 Kasım’a göre ise belli yükseliş var. HDP’deki durum üzerinde ayrıca duracağım.

III – Seçimlere %87 gibi yüksek katılımın olması önemlidir. Bu yüksek katılımda şu faktörler belirleyici oldu; Erdoğan’ın “başından beri kurduğu, ‘biz ve onlar’ stratejisi” ile tabanını ekonomik krize rağmen ideolojik tutumla seçime kilitlemesi ki bu AKP’nin daha fazla oy kaybetmesini engelleyen faktörlerin de başında gelir. Kürt halkının da her şeye rağmen barajı aşma kararlılığı ve laik, sosyal demokrat kesimin Erdoğan ile hesaplaşma isteği etkili oldu. Tepeden tırnağa demokratik olmayan bir seçime, halklar bu yüksek katılım ve kararlı tutumlarıyla kısmen demokratik içerik kattılar. Sandığa gidip oyunu kullandığı gibi hileye, sahtekârlığa, zorbalığa karşı da direnerek iradesine sahip çıktılar. Denilebilir ki 24 Haziran seçimi, gerek Anadolu gerekse Kürdistan’da ideolojik-politik tercihlerin belirleyici olduğu bir seçim oldu!

IV –Seçimde HDP için “baraj atında kalmalı” denilirken, MHP için ise anketler “kalır” demişti ama HDP ve MHP barajı aştı!

MHP’nin %11 oy alarak barajı aşması hem araştırma anketlerini hem de siyaset kadrosunu ters köşe etti. MHP’nin barajı aşmasında, AKP-MHP Cumhur İttifakının kurulmasıyla ırkçı milliyetçi oyların aslına yani MHP’ye döndüğü görülüyor. MHP’den AKP’ye giden oylar geri döndü. Diğer etken Efrin-Şengal-Kandil askeri harekâtları ile yaratılmak istenen ırkçı-milliyetçi dalganın da oya dönüşmesinin adresinin MHP olduğu görüldü.

24 Haziran seçimlerinin OHAL koşullarında yapılmasıyla başlı başına anti demokratik bir seçim oldu. Başta HDP olmak üzere muhalefetin eli kolunun bağlandığı, iktidarın her türlü araçla saldırı konumunda olduğu tek kale maç türü bir seçimden söz ediyoruz!

Erdoğan’ın bu durumla da yetinmeyip açık seçik “HDP baraj altında kalmalı” talimatlarını vermesi de eklendiğinde HDP’nin barajı aşması başlı başına bir başarı. Bu başarı da Kürdistan ve Türkiye halklarının kararlı tutumu belirleyici oldu.

Onca baskı ve tutuklanmalara rağmen, 24 Haziran’da, halkımız ulusal demokratik bilinçle sandığa giderek oy kullandı. Böylece ittifakların yok saydığı, 1983’te çıkarılan ve 1990’lı yıllardan beri de fiilen Kürde özel yasaya dönüştürülen %10 barajını halkımız, halklarımız kararlıkla aşarak ırkçı-milliyetçi rejime bir kez daha “alın size barajınız, başınıza çalın” dedi. Açıklanan sorunlu sonuçlara göre bile HDP üçüncü büyük parti oldu.

V – HDP’nin oy oranlarına ilişkin daha ayrıntılı bakıldığında ise şunları görüyoruz: 1 Kasım 2015 ile 24 Haziran 2018 seçim sonuçları baz alındığında HDP’nin; Kürdistan’da ulusal bilincin zayıf olduğu Adıyaman, Ardahan, Erzincan, Malatya, Antep, Maraş gibi bazı sınır kentleri ile belli farlılıklarla Urfa gibi bazı kentlerde küçük oranda da olsa oylarında artış var. Aynı şekilde Adana, Mersin, Antakya, İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya gibi Türkiye metropollerinde de HDP oylarında yine küçük çaplı artışlar var.

Buna karşın; Ağrı, Bingöl, Bitlis,  Erzurum, Diyarbakır, Hakkari, Mardin, Muş, Kars, Iğdır, Siirt, Van, Batman, Dersim, Şırnak gibi ulusal bilincin yüksek olduğu kentlerde ise %2 ile %15 (Şırnak) arasında oy düşüşleri var.

Şırnak ve Hakkari hem genelde askeri operasyon ve baskıların yoğun yaşandığı, Özelde Şırnak’ın barikat savaşları nedeniyle kent olmaktan çıkarıldığını belirtelim. Yani sıra oy düşüşlerinin yaşandığı kentlerde barikat savaşları nedeniyle rejimin baskılarının en yoğun yaşandığı kentlerimiz olduğunu ekleyelim. Nedeni ne olursa olsun, bu kentlerde yaşanan oy düşüşlerinin nedenleri üzerinde ayrıntılı çalışma yapılmalıdır. Ve önümüzde daha önemli olan yerel seçimler var.

VI – AKP/Erdoğan’ın uzun iktidarının altında ne yatıyor? Sorusunun da irdelenmesi gerekir. Birinci neden; hem iktidar hem muhalefet rolünü aynı süreçte oynamasıdır. Ama yıllardır iktidar koltuğundayken aynı zamanda muhalefet oyununu oynaması son seçimlerde belli bir yara aldığı görülüyor. Sosyal demokrat ya da liberal muhalefetin yokluğu nedeniyle 16 yıldır oynadığı hem iktidar hem muhalefet oyununu her seçim öncesinde yaptığı gibi 24 Haziran’da da yeniden sahneye koydu ama bu kez aynı oyunu istediği gibi oynayamadı.

İkinci neden; AKP’yi oluşturan ana gövdenin arkasında Necmettin Erbakan ve ekibinin yani Milli Görüş’ün 40 yıllık geçmişinin olmasıdır. İktidara geliş süreci uzun yılları alan bir mücadelenin ürünüydü, dolayısıyla iktidarda kalış süresi de hem uzun sürdü hem ayrıca iktidardayken muhalefet oyununu oynamasını sağladı. AKP iktidara geldiğinde deneyimli politikacı Süleyman Demirel’e basın “AKP’nin iktidar ömrü hakkında ne diyorsunuz” diye sorunca, Demirel’in yanıtı kısa ve netti; “kendinizi 15 yıla hazırlayın” şeklinde olmuştu ama 15 yılı da geçti!

Üçüncü neden; sermaye ve küresel odaklar için halen AKP’ye alternatif siyasal yapılanmanın yaratılmadığı ya da yaratılamadığını da ekleyelim.

Sonuç olarak; yaşananlar, özellikle muhtemel gelişmeler Kürt siyasetine, zaman geçirmeden ortaklaşmasını dayatıyor. Gerek iç siyasal gelişmeler gerekse sınır ötesi askeri harekatlar en azından görüş alış verişinde bulunarak birbirimizi dinlemeyi gerektiriyor. 26.06.2018

[email protected]

 

 

Hakkında Sinan ÇİFTYÜREK

Bu habere de bakabilirsiniz.

TOPLUMUN AKLI VE GÖZÜ

İsmini hatırlayamadığım bir yazar “Bizim toplumun aklı gözündedir “ demişti. Yani geçmiş ve geleceği çok …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir