Pazar, Nisan 8, 2018
Destpêk » GIŞTÎ » HDP KÜRT PARTİSİ DEĞİL MİDİR! / ZEYNEL A. GÖÇER

HDP KÜRT PARTİSİ DEĞİL MİDİR! / ZEYNEL A. GÖÇER

Nurettin Demirtaş; “HDP Kürt partisi değildir. Buna rağmen meclisten ‘kovulmaları’ durumunda Amed halkının çok haklı olarak, duygusal tarzda söylediği gibi, Amed’de alternatif meclis kurulabileceğini iddia etmek Kürtler açısından bir anlam ifade edebilir ama bu yönlü söylemler HDP’nin diğer bileşenleri açısından sorunludur.
Kürdistan siyasetinin kalbi Amed olabilir ama HDP Kürdistan partisi değil bir Türkiye partisidir. HDP meclisten atılırsa faşizm açısından bir kazanç olabilir ama Türkiye açısından büyük kayıp olur. Buna karşın HDP her yerde halk meclislerine, halk komünlerine dayanıyor olsaydı darbe girişimlerini Venezüella örneğinde olduğu gibi halkın gücüyle önlerdi.
Ayrıca HDP bir Kürt partisiymiş gibi ağırlıklı olarak Kürt halkının örgütlü güçlerine dayanarak ayakta kalamaz. 81 ilde ve tüm toplumsal kesimler içinde örgütlenmeye ağırlık vermezse demokratik ulus partisi olamaz.
Öte yandan HDP Kürt partisi olmadığı halde sadece Kürt meselesine eğilmesini dayatan yaklaşımlar içerisine girmek milliyetçilik tuzağına çekilmektir. Kürt milliyetçiliğinden Kürt halkına ve sorunların çözümüne zerrece bir fayda yoktur.
Yine, HDP’de sadece Kürtler varmış gibi, HDP’ye dönük saldırıları da sadece Kürtlere dönük saldırılarmış gibi sunmak kendini yalnızlaştırmanın en kestirme yoludur.
Soykırım saldırıları en fazla Kürtlere yöneliyor ama ortada bir toplum kırım rejimi var; tehdit edilmeyen, saldırıya uğramayan hangi kesim kaldı? Toplum kırıma karşı HDP tüm Türkiye toplumunu ve çıkarlarını savunan partidir.
Evet, HDP Kürt partisi olmadığı halde Kürtlerin de partisidir. Ama sadece Kürtlerin değil!”
Yukardaki alıntı  yığınca itirazı içinde barındırıyor;
1- HDP meclisten ‘kovulmalari’ durumun da Kürtlerin dışında ki bileşenler, kitlesel bir yığın ve barikat oluşturdu da Kürtler buna karşı mı çıktı?
2- HDP  Kürt illerinin dışında, Türk illerinde de birinci parti olma yolunda, Kürtlerin dışındaki  ulus ve azınlıklar partisi olmak için yaptığı çalışmalarda, Türk, Çerkes, Laz, Ermeni, Arap vb ulus ve azınlıklar HDP’ye sahip cıktı da, Kürtler; “Hayır sizi istemiyoruz” mu dediler?
3- Kürtler ulus kimlik ve temel ulusal haklarını almak ve “normal” uluslar kadar ulus devlet veya ulus kimlik haklarını kullanmak istediklerinde niye milliyetçilik yaftası  yiyor? Kürtler ne zaman  “Bir Kürt dünyaya bedel” dedi? Kürtler ne zaman “Kürt, öğün, çalış, güven” dedi?
Kürtler ne zaman “Kürdistan Kürtlerindir” diye gazete logosu kullandı?
4- Türkiye’de cumhuriyet dönemi boyunca sorunların başında duran; Kürtlerin adil, demokratik, barışçıl çözüm sorunsalı kendini koruyorken, HDP, Kürt sorununu gündemin baş sorunu yapmayacak da ne yapacaktı?
5- Evet soykırım saldırıları en fazla ve hatta tek olarak Kürtlere yapılıyor! Bir Türk ilinin, ilçesinin tankla, topla yıkıldığına cumhuriyet tarihi boyunca şahit olmadık. Bir Türk bir Çerkes, bir Laz ya da bir Arap cenazesinin resmi bir militer aracının arkasında sokaklarda sürüklendiğini de duymadık. Aylarca sokağa çıkma yasağından dolayı, açlıktan ve susuzluktan evinin bodrumunda Kürtler dışında kimsenin öldüğünü duymadık, annelerinin cenazesini evinin önünden içeriye almalarına müsaade edilmediğini de duymadık kimselerin, bebeklerinin cenazesini buzlukta saklamak zorunda kalmasını da. Ayrıca bir inşaat işçisinin veya pamuk toplayıcısının Türk, Arap, Çerkes, Laz olduğu için dövüldüğünü veya kadınlarını öldürüp, cesetlerini çıplak teşhir ettiklerini duymadık!
Bu ülkede, Kürtler ve Ermeniler ulus kimliklerinden dolayı, aleviler ise mezheplerinden dolayı potansiyel suçlu olarak görülmektedir. En son HDP milletvekili Garo Paylan da Ermeni kimliğinden dolayı meclis komisyonun da hedef haline getirilip tartaklandı.
Eğri oturalım, doğru konuşalım, %80, 90 Kürtlerin desteğini alan HDP gerçekten Kürt partisi değilse, kimin partisidir?
Nurettin Demirtaş’ın “HDP Kürt partisi değildir” tespitinden sonra, HDP’ye oy vermiş Kürtlerin bu soruyu kendilerine sorma hakkı da otomatikman doğmuş olmuyor mu?  “Biz  Kürtler; Kürt partisi olarak bildiğimiz  HDP’ye oy verdik, HDP Kürt partisi değilse, biz kime oy verdik?” deme hakları doğmaz mı?
HDP kuruluş ilkesi itibari ile Kürtlerin dışında değişik ulus ve azınlıkların da değişim ve dönüşümden yana olan, çevreci, feminist, transseksüel, sosyalist grup ve partilerin de partisi olarak destek gördü ve kuruldu.
7 Haziran 2015 seçimlerinde %13,1 oranında oy alan HDP o tarihli seçimde Kürtlerin HDP’ye katkısı %11’e tekabül ediyordu.
HDP %97,5 oranında Kürt tabanı, yöneticisi, milletvekili olan bir partidir. Böyle olmasına rağmen, Kürt olmayan ulus ve azınlıkların da partisi olmaya aday bir parti olmak istemesinden hareketle, yüzde 2,5 oranında kitleyi kaybetmemek adına, Kürt kitlesine sarılmak, kucaklamak yerine, onların partisi olmadığını deklere etmek  talihsizlik, kendi altını oymak ve  dinamitlemek değil midir?
Ayrıca bir asırdır Kürdistan’da yürütülen savaşta bir kısım duyarlı, ilerici, sosyalist, komünist, Türkiye solunun dışında hiçbir destek görmeyen Kürtlerin, yaşamın her alanında olduğu gibi siyasi parti babında da partileri olması, bunu yüksek sesle dillendirmeleri eşyanın tabiatına uygun değil midir?
HDP’de ki hemen hemen tüm bileşenlerin tek tek oy oranları  %0.10, %0.20, %0.30 %0. 50, %0.99’larla anılan bileşenlerinin 1 Kasım 2015 seçimlerinde, HDP’nin %13,1’den %10.8’e gerilemesinin sorumlusu olarak HDP’yi görüp kabahati yine Kürtlerin sırtına yıkmışlardı.
%0.09’la anılan kimi bileşenlerin başta CHP olmak üzere, yerel ve genel anlamda her fırsatta ittifak arayışına giren, 1980 darbesinden sonra bir daha toparlanma başarısı gösteremeyen, ismi büyük kendisi küçülen parti ve hareketlerin, Kürt hareketi başta olmak üzere HDP üzerinde  “siyasi abi” rolünü oynamak istemesi, tüm büyük ve küçük dağcıkları yaratmış ve yönetiyor edası, sloganlaşmış yaşam biçimi günlük sosyal ve siyasal yaşam içerisinde karşılığını bulmamaktadır.
Bu çevrelerin HDP üzerinde afra, tafra yapacaklarına, siyasal yaşam içerisinde  karşılığı olmayan örgütlenmelerine çeki düzen vermeleri daha elzem değil midir? HDP’den ‘ayrılmayı’ bile düşünmeliyiz gibi ‘büyük’ laflar etmeleri nasıl bir özgüvendir, merak konusudur? Veya egemen üstün ırk, psikolojisi midir diye de düşünmekten kendini alamıyor insan.
Sonuç itibarı ile HDP’ye önce 80 milletvekilliği ardından 60 milletvekilliği kazandıran Kürtler ve onların özgürlük mücadelesi HDP ve HDP bileşenlerini daha da büyütüyor. İktidar veya hükümet olmak için, Kürtlerin dışında ki diğer bileşenlerin atılım yapması, ortaklığın gerekliliklerine uygun davranması daha çok zaruri bir beklenti olması gerekirken, Kürtlerden uzaklaşarak hedefe ulaşma beklentisi, pirince giderken evdeki bulgurdan olmak gibi ve bunu görmek için müneccim olmaya gerek yok sanırım.
Yazıyı Nurettin Demirtaş’ın Kardeşi HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin cenaze merasimin de ki şu tespiti ile  bitireyim: “Tahir Elçi’nin öldürülmesi devletten değil, devletsizlikten kaynaklıdır.”

Hakkında Zeynel A. GÖÇER

Zeynel A. GÖÇER

Bu habere de bakabilirsiniz.

KADIN(LAR) VE DEVRİM(LER)

Devrimler toplumların altüst olduğu momentlerdir. “En alttakiler”i, en devinimsizleri üste, en “arkadakiler”i öne çıkartır. Hiç …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir