Cumartesi, Nisan 7, 2018
Destpêk » GIŞTÎ » İNSANLIK VE KÜRTLER!

İNSANLIK VE KÜRTLER!

İnsan bazen kimi gelişmeler karşısında temel doğruların dahi demokratlık, devrimcilik, komünistlik, yurtseverlik, ilericilik vb gibi değerler adına ret edilmesine, karşı çıkılmasına hatta cepheden tutum alınmasına anlam vermekte zorlanıyor. Konu malum: Kürtler, Kürdistan ve Güneyin Bağımsızlık Referandumu.

Hurşit KAŞIKKIRMAZ / Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

Önce şunu belirteyim, ilkin imparatorlukların ve daha sonra emperyalistler ve sömürgecilerin hışmına uğrayan Kürtler, sanki lanetli bir halkmış gibi denebilir ki hemen hemen herkes tarafından geri plana itiliyor, görmemezlikten geliniyor, gereken değer ve önem verilmiyor. Hani şu emperyalistleri, sömürgecileri, sömürgeci ülkelerde ki milliyetçileri, şovenleri, sağcıları vb anlamak mümkündür. Fakat Kürtlerin bir kısmını, kendilerine devrimci, komünist, demokrat, yurtsever, ilerici vb diyen ve öyle tanımlayan bu kesimleri böyle bir olay karşısında aldıkları tutumdan dolayı anlamak, kavramak gerçekten zor zanaat.

 

Bu yukarıda saydığım ve kendilerini devrimci, demokrat, komünist, yurtsever, ilerici vb olarak tanımlayan kesimler, yanlış anlaşılmasın bu konu hakkında yalnız sömürgeci ülkelerdeki ilericiler değil deyim yerinde ise, ki öyledir bütün dünyanın ilericileri için geçerli olan bir durumdur bu. Yani sorun Kürtler ve Kürdistan olunca egemen, emperyalist, sömürgeci, kapitalist, şoven, milliyetçi vb duygu ve düşünceler her alanda kabarıyor ve bir karşı duruş sergileniyor.

 

Bu karşı duruş, biraz önce değindiğim gibi sömürgeci ülkelerde ki kimi kendilerini ilerici gören, sayan kesimler ile sınırlı değildir. Bu konuda dünya genelinde ilerici insanlıkta bir problem var. Ve öyle ki dünya solu emperyalist, kapitalist ve sömürgeci politikaların etkisinden kurtulmuş değildir.

Biraz gerilere gidecek olursak, yüzyıllardır bölünüp parçalanan, kırım ve katliamlara uğrayan, asimile edilen edilmeye çalışılan, inkar edilen, yok sayılan, işkence vb gibi kaba hakaret ve yok etmeler saymak ile bitmez. Şimdiye kadar Kürtlerin kendilerini korumaları ve bir halk olarak ayakta kalma mücadelesinde yaklaşık bir milyon insanın katledildiği iddia ediliyor ki öyledir.

 

Bu konuda dünya solu kendi felsefesine göre hareket etmiyor. Sömürgeci ülkelerde ki sol her gün sorun ile yüzleşmesine rağmen hala gerektiği gibi davranmıyor. Bu durum bütün Kürtler için geçerlidir. Burada KDP, PKK, YNK, PYD ve benzeri bir ayrım yapmaksızın genel olarak konuya yaklaştığımızda karşımıza hep aynı tablo çıkıyor. Son yıllarda PKK çizgisindeki PYD ve Rojava’daki duruma kimi sıcak yaklaşımlar oldu. Fakat Kürtlere, Kürdistan’a veya bu mücadeleye Marksist-Leninist, ilerici, demokrat vb gibi bir bakış açısı ile yaklaşılmadı. Daha çok bölgede Kürtlerin IŞİD ve benzeri gibi örgütlenmelere karşı savaştığından dolayı genel bir sempati ile Kürtlere yaklaşıldı, yaklaşılıyor.

Örneğin ben yaklaşık otuz yıldır Avrupa’dayım. Avrupa solu herhangi diğer bir Asya, Afrika veya Latin Amerika ülkelerindeki mücadelelere gösterdiği duyarlılığı Kürtlere, Kürdistan’daki mücadeleye göstermiyor. Bu konuda diğer Asya, Afrika veya Latin Amerika ülkelerindeki mücadeleler daha mı sosyal, sol veya Marksist-Leninist. Hayır. Bir çoğu içerik olarak Kürdistan’da ki mücadelenin içeriğinden daha da geri. Ama durum böyle olmasına rağmen onları ön plana çıkarıyorlar.

 

Anladığım kadarı ile Kürtlerin, Kürdistan’ın içine sokulduğu durum ve onlara reva görülen statü genel olarak dünya solunda bir şaşkınlık, bir vurdum duymazlık, zorluklara karşı cüretkar davranmamayı ve emperyalistleri, kapitalistleri sömürgecileri ve deyim yerinde ise dünyayı karşısına almayı göze alamadığından dolayı böyle ilgisiz, aldırmaz ve çekince de kalıyorlar.

Daha önceleri ezilen ulusların ezen uluslar ile birlikte mücadele ederek kurtuluşu hedeflemeleri genel geçer bir görüş ve yönelim idi. Fakat dünyada ki durumun değişmesi, yani doğu bloğu’nun yıkılması bu durumu tersine çevirdi. 1990’lar dan önce parça genele tabi idi ve genelin yani egemen ulusun ezilen ulusu kurtaracağı anlayışı hakim idi. Dünya devrim kervanının, dalgasının kesintiye uğraması, gerilemesi karşısında ezilen uluslar mücadelelerini sürdürerek kurtuluşlarını hedeflemede geri durmadılar. Günümüzde ezilen uluslar ve halkların mücadeleleri sosyalizmi değil de sadece ulusal kurtuluşu hedefliyor. Çünkü artık dünyada ki dengeler eski dengeler değil. Sosyalist blok yok, bağlantısızlar bloğu yok, güçlü sınıf hareketi yok bu koşullarda her ulus ve halk kendi başının çaresine bakma gibi bir durum ile karşı karşıya kaldı. Bu nedenden dolayı ezilen uluslar emperyalizm ile işbirliği yaparak, birbirlerinin çıkarlarını gözeterek kendi kurtuluşlarını hedeflemeye yöneldiler.

 

Burada belirtmek istediğim; Kürtler dışında bu yol ve yöntem ile davranan, hareket eden ve kurtuluşu, devletleşmeyi hedefleyen uluslara sempati ile yaklaşma, ama sıra Kürtlere gelince olmaz dedirten nedenin ne olduğu dur. Çağımızda dünya’da Kürtler dışında yaklaşık on halk ve ulus ulusal kurtuluş mücadelesi vererek devletleşmek istiyor. Kürtler dışında hiç birisine ulusal kurtuluş ve devletleşme de karşı duruş sergilemeyen ve tam tersine onları destekleyen kesimler neden böyle davranıyorlar? Art niyetli ve birilerini etkisi altında değiller ise, bunu nasıl izah edecekler?

 

Bu konu da kendisini ilerici gören insanlıkta problem var. Emperyalizm ile işbirliği yaptığı için, artı emperyalizmin güdümünde devlet kuracakları için Kürt devletine karşı çıkıyoruz deniliyor. Yalnız Türkiye solu değil, büyük orandaki dünya solu da o fikirdedir. PKK’nin karşı çıkışı da ayrı bir handikap. Kürt devletinin kurulması ile PKK’nin şimdiki ütopik stratejisi tamamen iflas ederek boşa çıkacak ve sonuç hüsran olacak. Bu dostlar emperyalizmin kurduğu, sınırlarını belirlediği ve kendi güdümüne aldığı Türkiye, İran, Irak, Suriye gibi sömürgeci devletlerin varlığını tanıyorlar, sınırlarını tanıyorlar. Ki o sınırlar içerisinde Kürtler ve Kürdistan dörde bölünmüş mağdur olan, haksızlığa uğrayan, inkar ve imha edilen bir halkın kendi devletini kurması ilericilik adına savunulmuyor, karşı çıkılıyor. Kimileri de ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını savunuyoruz anlamında kerhen veya açıkça karşı çıkmamakla birlikte utangaçça bin dereden su taşıyarak haklarıdır diyorlar.

 

Türkiye, İran, Irak, Suriye ilericileri ve dünya solunun bir kısmı bu çifte standarttan kurtulmalıdır. Günümüzün somut durumunun somut ve bilimsel tahlili yapılarak bu ve buna benzer konulara yaklaşmalıdır. Değilse solculuk ve ilericilik adına emperyalizmin, kapitalizmin ve sömürgecilerin politikalarına alet olmaktan kurtulamazsınız. Bu gün Güney Kürdistan. Yarın Kuzey, Doğu ve Batı Kürdistan parçaları her biri ayrı ayrı kendi haklarına kavuşmak için ya otonomi, ya federasyon veya bağımsızlık şeklinde özgürleşmek ve bir statüye sahip olmak için adım atacaklar. Şimdiden yanlış yola sapmayın.

 

Ey ilerici insanlık, mazlum ve ezilenler arasında seçim yapma. Ezilen, sömürülen, horlanan, haksızlığa, adaletsizliğe uğrayanların hepsinin ortak sorunu olan meselelerde tek taraflı davranma!

21.09.2017

 

 

Hakkında Hurşit KAŞIKKIRMAZ

Bu habere de bakabilirsiniz.

KADIN(LAR) VE DEVRİM(LER)

Devrimler toplumların altüst olduğu momentlerdir. “En alttakiler”i, en devinimsizleri üste, en “arkadakiler”i öne çıkartır. Hiç …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir