Cuma, Nisan 6, 2018
Destpêk » GIŞTÎ » İŞ YERİ ORTAK, HARCAMA KİŞİNİN İHTİYACINA GÖRE

İŞ YERİ ORTAK, HARCAMA KİŞİNİN İHTİYACINA GÖRE

Her biri ayrı bir kentten gelen ve işsiz kalan 5 üniversite mezunu genç, “hayallerini” işe çevirdi. Para odaklı çalışmayı reddeden bundan dolayı “gönüllü” işsiz olmayı seçen 5 genç, “herkesin ihtiyacına göre kazanılan paradan aldığı” ortak bir iş yeri açtı.

Salih YEŞİL / Güneydoğu Güncel

Üçü Diyarbakırlı, Hatay ve Bursa’dan Diyarbakır’da bir araya gelen 5 üniversite mezunu işsiz genç, uzun çalışma saatlerinin fazla, ücretlerin düşük olması ve insani ilişkilerin olmayışı nedeniyle okudukları alanlarda çalışmayı reddederek, “gönüllü” işsiz olmayı seçti. Kendi duruşlarını “itiraz” olarak adlandıran 5 genç, açtıkları iş yerinde kendi yaşam felsefelerine uygun, “herkesin ihtiyacına göre kazanılan paradan aldığı” komünal bir sistem kurdu.

 

Bazılarının birebir, bazılarının internet üzerinden bazılarının ise arkadaşları aracılığıyla tanışıp bir araya gelen gençlerden Yaşar Kazıcı Kocaeli Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun. Kazıcı, kendilerini bir araya getiren şeyin “arkadaşlıkları” olduğunu söyledi. Daha önce her birinin bir şekilde çalıştığını ama çalışma saatlerinin yüksekliği, ücretlerin düşüklüğü, kendine zaman ayıramama ve insani ilişkilere duydukları özlem duymaları nedeniyle “ücretli” çalışmayı reddettiklerini aktaran Kazıcı, “Hem yaşamımızı idame ettirebileceğimiz hem de zamanımızı kazanabileceğimiz bir alan oluşturma yaklaşımı ile hareket ettik” dedi.

 

‘PATRON YOK, HERKES ÇALIŞAN’

 

Açtıkları kafede patronun olmadığını, herkesin çalışan olduğunu dile getiren Kazıcı, “Birlikte çalışıp birlikte bölüşme noktasından hareket ediyoruz. Biz buradaki kazancımızı aramızdaki ihtiyacımıza göre, kurguluyoruz. Hangimizin ihtiyacı varsa, o kadarını alıyor. Ve buradan neyi aldığını, ne kadar aldığını açıklamasını yapıyor. Bütün şeffaflığı ile bir birimize güven duyarak bir işe başlamış olduk” şeklinde konuştu.

İşsizliğin genel olarak kapitalist üretimin hakim olduğu her yerde var olduğunu kaydeden Kazıcı, “İşsizlik bir realite haline gelmiştir, hele hele diplomalı işsizlik, nitelikli bir işsizlik haline gelmiştir. Kahvehanelerde oturan, bizden yaşça büyük ağabeylerimiz, amcalarımızdan farkımız okumuş olmamız. Biz bu eğitim sistemini reddettiğimiz için zaten böyle bir adım attık. Ama biz şunu ispatlamaya çalışıyoruz: Bu sistem içerisinde bile bu beş insan bir araya gelip mütevazı bir şeyler yaşayabiliyorsa, bu kadar sorunla yaşayan milyarlarca insan, bu dünyanın altını üstüne getirmeye yeterli bir güçtür diye düşünüyorum. Geleceğimizin kendi ellerimizde olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

 

DİYARBAKIR İNSANININ SICAKLIĞI KARARINDA ETKİLİ OLDU

 

Bölge insanı ile ilişki kurduğunu vurgulayan Kazıcı, Diyarbakır’a yerleşme kararını şöyle anlattı: “Bir yandan da İstanbul, Kocaeli gibi kapitalizmin ağır olduğu, o yabancılaşma hissiyatının çok yüksek olduğu yerlerde, Diyarbakır gibi kentlerden gelen insanların sıcaklığı ile karşılaşınca, dedim bu tarz insanların dolu olduğu yerlere gitmek gerekiyor herhalde.”

 

Bingöl Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Bölümü mezunu Serhat Atsız, ideallerine göre bir amaçları olduğunu, böylesi bir adımın da amaçlarına uygun bir adım olduğunu aktardı. Üniversite mezunlarının işsiz kalmasının genel bir hal aldığına dikkati çeken Atsız, “Mezun olduğumda kendi alanımda bir iş bulma isteği vardı. Üniversite okumanın bir nitelik olmadığı, bana bir şey katmadığını anladıktan sonra, yapacağım için de çok nitelikli olmayacağını anladım” şeklinde konuştu.

 

‘ÇALIŞMA KOŞULLARI AVRUPA’NIN 1800’LÜ YILLARI GİBİ’

 

Mezun olduktan sonra farklı iş alanlarında çalıştığını, işsiz kaldığını belirten Atsız, “Çocukluktan beri çalışıyorum, sadece mezun olduktan sonra değil, mezun olduktan sonra da iş aramaya başladım. Yaşamın dayattığı para kazanma ihtiyacı oluyor. 5’imizin bile birlikte iş arama çabası oldu. Ama çalışma koşulları Avrupa’nın 1800’lü yıllarda yaşadığı koşullar gibi. 12-13 saat gibi çok düşük ücretle çalıştırılma vardı. Bunun bize bir şey katmayacağını biliyorduk. Sadece parasal olarak düşünmüyoruz, yaşamımızın 60 yıllı bu koşullarda çalışmayla geçiyor. Bundan dolayı bunu reddettik. Biraz da isyana dayalı bir araya geliş oldu bizim bir araya gelişimiz” diye anlattı.

 

‘AMACIMIZ YAPMACIK İLİŞKİLERDEN KURTULMAK’

 

Ücretli emeğe dayalı kapitalist çalışma biçimini reddetmesini, “Kapitalist sistemde insan ilişkilerine baktığımızda, çıkara dayalı, yapmacık, insani sıcaklığın olmadığı ilişkiler” olmasıyla gerekçelendiren Atsız, “Bizim amacımız, biz kendi çevremizde bundan kurtulmak istiyoruz” dedi.

Anadolu Üniversitesi İletişim Tasarım Bölümü öğrencisi Cihan Durna, Bursa’dan Diyarbakır’a geldiğinin altını çizerek, şöyle konuştu: “İş ararken, ortak bir arkadaş vesilesiyle bir araya geldik. Emek süreci içerisinde şunu görüyoruz: Sistemin yarattığı birey, profil olarak ne yazık ki bencildir. Sistemin bütün gerici yanlarını içselleştirmiş bir birey gerçekliği, açıkçası arkadaşlarla tanıştığımda şunu hissettim: Bu bencillik ortamında komünal, kolektif bir yaşam ortamına geçişi, insani bir yanı olduğunu ve bunun insanı bir noktada hem fikirsel olarak hem de pratik olarak özgürleştireceğini düşünerek aslında buraya geldim. Burada da bunu gördüm”

 

‘ARAMIZDA PARASAL İLİŞKİ YOK’

 

Aralarında “parasal ilişki” olmadığına işaret eden Durna, Diyarbakır’a gelmesini maceracılık olarak görmediğini dile getirerek, maceracılığın fikriyattan uzak pratik bir durum olduğunu, kendisinin ise fikri bir durumunun olduğuna dikkati çekti. Kaydını dondurmasını, eğitim sistemi ve onun işlevine yönelik bir itiraz olarak değerlendiren Durna, “Eğitimin, bilginin piyasalaştırıldığı, öğrencinin müşterileştiği alanlar olduğunu net biçimde görüyoruz. Netice olarak biz bilişsel olarak kendimizi geliştirmek zorunda olduğumuz insanlar doğallığında itiraz gücü, itiraz potansiyeli yüksek olan insanlarız. Var olan eğitim alanlarında gerçekleştirilen bu gerici eğilime hem bir itiraz hem de işsizler ordusuna gönüllü bir katılımın reddiyesidir, öyle görmek gerekiyor” diye konuştu.

 

‘BU GÜNÜN ÖĞRENCİLERİ GELECEĞİN NİTELİKSİZ İŞSİZLERİDİR’

 

Eğitim sistemini, “Bu günün öğrencileri, geleceğin nitelikli işsizleridir, yahut kalifiye fabrika elemanlarıdır” şeklinde tanımlayan Durna, şunları söyledi: “Sisteme eleştiriler getiriyoruz; fakat bunun dışında bir alternatif yaratamıyoruz. En büyük eksikliğimizin bu olduğunu düşünüyorum. Açıkçası buradaki emek sürecini, kolektif sürecin buna dair bir alternatif yaratıldığını ve insani ilişkilerin; parasal, bencil ilişkiler olmadığını görüyorum. Her kentte açılan üniversiteler, istihdam alanı oluşturmadan açılan bölümler, bu gün bir işsizler ordusu yaratmıştır.”

 

‘BENİ BURAYA ÇEKEN ŞEY İNANÇLARIMDIR’

 

İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği öğrencisi Karani Şimşek, kendi okuduğu bölümde istihdam alanı olduğuna dikkati çekerek, arkadaşlarıyla böyle bir işe adım atmasında “inançlarının” etkili olduğunu dile getirdi. Şimşek, “Ben de inançlarım doğrultusunda arkadaşlara dahil olmak istedim. Beni asıl bu noktaya çeken şey bu. Kafe işinde olmamın sebebi, patronların, sömürünün olmadığı bir dünyaya olan inancımdır. Bu kafe sürecinin, inançlarımın daha da şekillenmesine katkı sunduğuna inanıyorum. Burada ortak bir yaşam var. Buradaki işleyiş insanların da dikkatini çekiyor” dedi.

Kaynak: http://www.guneydoguguncel.com/mobi/news_detail.php?id=48208

Hakkında Rojnameya Newroz

Rojnameya Newroz
Rojnameya Newroz

Bu habere de bakabilirsiniz.

KADIN(LAR) VE DEVRİM(LER)

Devrimler toplumların altüst olduğu momentlerdir. “En alttakiler”i, en devinimsizleri üste, en “arkadakiler”i öne çıkartır. Hiç …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir