Cumartesi, Nisan 7, 2018
Destpêk » CIWAN » KOMÜNİST BİRLİK VE YENİ BİR ÇİZGİ

KOMÜNİST BİRLİK VE YENİ BİR ÇİZGİ

Kuzey Kürdistan’da Komünist birlik meselesi geçtiğimiz günlerde TVK-ÖSP birleşimiyle; teorik bir tartışma olmaktan çıkarılıp somut örgütsel bir adımla sonuçlandırıldı. Her iki oluşum yayınladıkları açıklamalarıyla; Kürdistan Komünistlerinin birliği konusunda açık tutum aldılar, birlik meselesini devrimci bir sorumluluk olarak ifade ettiler.

Yaşar Kazıcı / Diğer yazılar için tıklayınız

Peki, bundan sonra ne olacak? Bir araya geldik peki ne için? Ne yapmak için? Hangi amacı\amaçları gerçekleştirebilmek için? Bu sorular birleşimin her iki tarafını da ilgilendiren sorulardır.

Kürdistan işçi sınıfının safları genişlemekte, etrafında biriken kent yoksulları, işsizler ordusu, hizmet sektöründe ağır şartlarda çalıştırılan emekçiler gün geçtikçe artmaktadır. Devrimine öncülük etmek istediğimiz proletarya; ezilen bir ulusun parçası olarak siyasal arenaya ulusal sorunuyla çıkmaktadır. Komünist parti proletaryanın partisi olarak ilkelerden hareket eden bir partidir. Ulusal birlik konusunda ki tavrı da ezilen ulusun sömürü koşullarından kurtulması gerekliliğinden doğmaktadır. Bu yanıyla güçlü bir komünist partinin varlığı; ulusal birliğin toparlayıcılığında harç rolü oynayacaktır. Kürdistan işçi sınıfı da ulusal mücadele içerisinde demokrasi ve devrim, mücadele ve örgütlülük derslerini öğrenmektedir. Kuzey Kürdistan’da kapitalizm sömürgeciliğin aracılığıyla gelişmektedir, sınıfsal kutuplaşma artmaktadır, yoksulluk-işsizlik Kürdistan’ın sosyal yüzü olarak karşımıza çıkmaktadır, ulusal sorunla neredeyse at başı giden sınıfsal sorunlar vardır. Kuzey Kürdistan’da Komünist partinin güçlenmesi hem ulusal demokratik birlik hem de toplumumuzun yaşamsal sosyal sorunlarının çözümü açısından tarihsel önemdedir. Yüzü komünist siyasete dönük olan bütün bireyler, gruplar güçlü bir ülke partisinin yaratımı sürecine katılmalı, Marksizm içi tartışmaları parti içinde yapmalı sömürgeci burjuvazi karşısında tek vücut olabilmeyi başarmalıdır. Bu yanıyla TVK-ÖSP birleşimi aynı zamanda Kuzey’deki Komünist dostlara Komünist partiyi güçlendirme ve geliştirme, örgütlü yürümekte olan partili mücadeleye katılma çağrısıdır.

Komünistlerin birliğini pekiştirmenin en iyi yolu bir faaliyet etrafında gerçekleştirilebilir. Yan yana gelmek, birlik olmak Komünistler için sayısal toplamı değil esas olarak niteliksel toplamı ifade eder. Yeni süreci; partiye katılan komünistlerle birlikte örmeye başladıkça; yoldaşlık hukuku, partide bütünleşme açıklamaların ötesine geçip pekişecektir. Daha şimdiden bu birliktelik partiyi güçlendirmiş, odak noktamız önümüzdeki sürecin nasıl örgütleneceği, görevlerin nasıl üstesinden geleceğimiz konusu olmuştur. Başlangıç için oldukça doğru bir noktadayız. Kuzey Kürdistan sömürge bir ülkenin parçası olarak normal şartlarda dahi sert bir siyasal iklime sahipken; OHAL süreçleri Kuzey’in sert şartlarını daha da katmerleştirmektedir. Böylesi dönemlerde en çok ihtiyacımız olan şey devrimci aklı ve devrimci cesareti elden bırakmamaktır. Kuzey’de öz yönetim sonrası yaşanan yıkımların ardından ciddi bir sessizlik hakim olmuştur. Kürdistanlı Komünistlerin ilkin odaklanması gereken nokta bu sessizliğin kırılmasına yoğunlaşmak olmalı, kendi politik faaliyetlerini kitlelerin ileriye atılmasına zemin sunacak içerikte oluşturmalıdır.

Güney Kürdistan’da sıcak bir gündem var, Güneyli halkımızın kendi kaderini tayin etme hakkı Kürdistan’ı bölüşen sömürgeciler ve onlara nezaret eden emperyalistler tarafından tanınmamakta, gasp edilmek istenmektedir. Kuzeyli halkımızın da gözü kulağı kendi parçasının sorunları ile beraber Güney’de yaşanmakta olan sürece çevrilmiştir. Ancak ne yazık ki; Güney’in uğradığı saldırıya Kuzey’de cevap verme, Güney’in yalnız olmadığını hissettirebilme noktasında üzerimize düşen görevleri şu an için layıkıyla yerine getirebilmiş değiliz. Elbette ki kendi açımızdan bu görevleri yerine getiremediğimizin anlaşılır açıklamaları olabilir ancak bu görevlerimizi yerine getirememe gerçekliğini değiştiremiyor.

Bilindik bir motto vardır ‘’Politika güçle yapılır’’ diye; bunda şüphe yok ancak güçsüzlerin de güçlenmenin yollarını bulması gerekir. Her atacağımız adımda ‘güçsüz’ olduğumuz gerekçesini öne çıkararak yapmak istediklerimizi daraltmak ya da yapmak istediklerimizden geri durmak yerine; her atacağımız adımı nasıl güçleneceğimiz yönünde tartışmak gerekir. İşte buyurun önümüzde Kuzey’de sahibi olmayan öksüz kalmış bir gündem var; Güney gündemi. Şuan için bu gündem Kuzey’de yeterince işlenebilmiş, halka ulaştırılabilmiş, bir öncüsü çıkabilmiş gündem değil. Kuzeyi örgütleyen hareket bu gündeme ilk günden beri sahip çıkmıyor, diğer partiler ise meseleyi basın açıklaması yapmakla sınırlı tutuyor. Geriye Komünistler kalıyor bu gündemle baş başa. Öyleyse biz ne yapacağız? Ne yapmalıyız? Kuzey’de siyaseti büro ve otel salonlarında yapılan tarzdan kurtarıp halka dokunabilen, iddialarına uygun bir tarzı olan süreci örmeliyiz. Kuzey’de bütün partiler birbirine bakıyor, büyük olan parti hiç oralı bile değil. Biz ona buna bakmayı bırakıp kendimize bakmalıyız, var olan çizgilere göre hiza almak yerine özellikle eylemsel duruşuyla, halka dokunan yanıyla yeni bir çizginin temsilcisi olmalıyız. Güney gündemi uzun süre sıcaklığını koruyacak ve yeni gelişmeler yaşanacak buna şimdiden kendimizi hazırlamalıyız. Kuzey halkı içten içe bu gündemi tartışmakta, kendi parçasında bir şeyler yapamamış olmanın sancısını çekmektedir. Güney gündemi uzun süreli bir gündem olacağı için çok yönlü düşünmeli, farklı tarzda eylemlilikler geliştirmeli, bir kampanya şeklinde müdahale etmeliyiz. Kürdistan bizim ülkemiz, kendi evimizdeyiz, halk bizim halkımız. Böylesi gündemlerde geri durmak yerine daha fazla öne çıkmamız gerekiyor. Kaçak güreşmenin zamanı çoktan geçmiştir, sömürgecilerin açık işgaline karşı bizde meşru olan siyasetimizle açık Kürdistan savunumuzla sürece dahil olmalıyız. Sömürgeciler safları netleştiriyorsa bizde bu netleşmenin tarafı olmalı safımızın Güney’in yanında olduğunu gösterebilmeliyiz. Eğer tarihe; Güney halkı bağımsızlık referandumuna gittiğinde, bağımsızlık kararı aldığında Kuzey’de kimse sokağa çıkmadı, Güney için hiçbir şey yapmadı notunu geçirtmek istemiyorsak acil bir şeyler yapmamız gerekiyor. Her şeyden önce tarihe hesap vereceğiz, tarih unutmaz ve bizi asla affetmez.

 

Hakkında Yaşar KAZICI

Bu habere de bakabilirsiniz.

KADIN(LAR) VE DEVRİM(LER)

Devrimler toplumların altüst olduğu momentlerdir. “En alttakiler”i, en devinimsizleri üste, en “arkadakiler”i öne çıkartır. Hiç …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir