Cuma, Nisan 6, 2018
Destpêk » GIŞTÎ » KUDÜS’E DESTEK HEWLER’E KÖSTEK!

KUDÜS’E DESTEK HEWLER’E KÖSTEK!

Önce şunu belirtmem gerekiyor sanırım. Devrimciler, demokratlar, sosyalistler, komünistler yani bütün ilericiler ezilen, sömürülen, horlanan, baskı ve zulüm altına alınan hiçbir halk için ayrım yapmaksızın onların yanında yer alır ve onları desteklerler. Biz devrimciler, ilericilik adına bunu böyle öğrendik ustalarımızdan, liderlerimizden, ilerici filozoflardan.

Hurşit KAŞIKKIRMAZ / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Günümüzde bu Filistin halkı da olsa, Kürt halkı da olsa, Katalan, İskoç, Korsika, Flaman, Bask… vb halkları da olsa hepsine aynı mesafede yaklaşmamız gerekiyor. Birine destek öbürüne köstek olmak ilerici, devrimci, demokrat kesimlerin düşüncesi ve yönelimi olamaz, olmamalı. Daha dün 25 Eylül’de yapılan Bağımsızlık Referandumu’nda ve hala bugün Hewler’e Kürdistan’a köstek olanlar, bugün Kudüs’e, Filistin’e destek oluyorlar. Onların Kudüs’e, Filistin’e destek olmaları iyidir. Ama Hewler ve Kürdistan’a ilericilik, devrimcilik, demokratlık adına köstek olmaları dünya görüşlerine ters düşmektedir. Bu anlaşılmaz durum ve çifte standartlık terk edilmelidir. Gelinen aşamada Filistin halkı Kürt halkından daha mı aydın, ilerici, devrimci, sosyalist? Veya Filistin liderliği Kürdistan liderliğinden daha mı ileri? Sorun bu haksız, barbar sistem karşısında halkların tarafında yer alma, mazlumun yanında olma meselesidir. Gelinen aşamada Kürtler ve Kürdistan’ın içerisinde bulunduğu durum ve statü Filistin ve Filistin halkınınkinden daha kötü. Tersinden Filistin ve Filistin halkının içerisinde bulunduğu durum ve statü Kürdistan’ın ve Kürtlerinkinden daha kötü. Ama Türkiye’de kendisine ilerici, devrimci, demokrat, komünist, sosyalist… vb diyen küçümsenmeyecek bir kesim TC devletinin etkisi altında kalarak Kürtlere şovence yaklaşmaktadır. Belli bir kesim ise PKK etkisinde kalarak, bir kısım ise ona tepki duyarak Kürt ve Kürdistan sorununa sağlıklı yaklaşamamaktadır.

Son günlerde ABD başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesiyle birlikte dünyada ilericiler, demokratlar, devrimciler, İslam aleminde büyük çoğunluk, Türkiye’de hemen hemen herkes (ilericisi, gericisi, dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı, devrimcisi, demokratı… vb) bu karara karşı çıkarak Filistin halkının yanında olduklarını, onu desteklediklerini, Trump’ın bu kararını geri çekmesi gerektiğini vb karşı çıkışlar yapılarak Filistin halkına desteklerini sunmaya çalıştılar, çalışıyorlar. Öyle ki medya ve kamuoyu çalkalanıyor. Böylesi bir sorun karşısında insanların duyarlı olmaları iyidir. Ama bu duyarlılığın yanlış kanallara akması, akıtılması riski söz konusudur. Sorun iki din arasında ki meseleye odaklanırsa emperyalistlerin ve egemenlerin oynamak istedikleri oyun anlaşılmaz bir hal alır. O nedenle bu tür sorunlara sağlıklı, bilimsel ve objektif bir bakış açısı ile yaklaşmak gerekiyor.

Kuşkusuz Filistin halkının yanında yer almalıyız, onu desteklemeliyiz ve Trump’ın tek taraflı İsrail lehine aldığı bu karara karşı çıkmalıyız. Ama üzerinde kafa yormamız gereken diğer bir konu da Trump’ın neden böyle bir karar aldığıdır. Unutulmamalıdır ki emperyalizm halklar lehine, onların çıkarları için hiçbir zaman herhangi bir girişimde bulunmaz. Onun aldığı kararlar, yaptığı işler, yaptığı sözde yardımlar başta kendisi ve egemenlerin çıkarları için yapılıyor. Savaşsız, sömürüsüz, kansız, kavgasız yaşayamayan ve yaşayamayacak olan emperyalist kapitalizm ve onun şahsında ABD başkanı Trump, aldığı bu karar ile Ortadoğu’da yeniden bir savaş ortamı yaratmayı hedefliyor dersek abartı olmaz sanırım. Önümüzde ki günlerde bu girişimin neden ve ne için yapıldığını göreceğiz.

İsrail ve Filistin sorunu, yaklaşık yüz yıldır Ortadoğu’da yaşanan savaşlar, kırım ve katliamlardan bağımsız ele alınamaz. Emperyalist kapitalizm kendi çıkarları için bölgeyi böldü, parçaladı ve nemalanmak için savaşsız bırakmıyor. Dini yönden ayrı ve ayrıcalıklı bir önemi olan Kudüs üzerinden oynanan bu oyunlar, halkların zarif bam teline dokunma olduğu ve herkesi ilgilendirdiği bir gerçektir. Bu durumu bilen egemenler, o bam teline dokunma ile yeniden bölgede bir ateş çemberi yakmayı hedefliyorlar.

Ortadoğu’daki fosil enerji kaynaklarından dolayı (petrol, gaz, maden, tatlı su…vs) dünyada stratejik bir önemi olan bölgeyi, emperyalistler kendi aralarında kendi çıkarları için dalaşarak halkları kurban ediyorlar. Öyle ki bölgede bulunan halklar ve devletler yaklaşık yüz yıldır bölünüp parçalanmış ve savaşsız, kansız, kavgasız, katliamsız yaşayamaz bir hale getirildiler. Son yıllarda ABD-batı ve Rusya-Çin emperyalist blokları bölgeyi bu enerji kaynaklarından dolayı tekrardan paylaşmak ve bu çekişmede her bloğun egemen ve etkin olmayı hedeflediği gerçeğinden yola çıkarak, halkların sahip olduğu çelişkileri körükleyerek ve onları birbirine kırdırtarak silah satmak hedefleri arasında yer almaktadır.

Bölgede bu ve buna benzer sorunlara sahip olan sadece Filistin ve İsrail değildir. Gelinen aşamada Filistin İsrail sorununda, her iki halk olarak iki devlete sahip olmaları ve eğer Kudüs, dini ve tarihi öneminden dolayı paylaşılamıyorsa anlaşmalı bir şekilde her iki halkın ve devletin başkenti olabilir. Yeter ki karşılıklı saygı, sevgi, birbirini tanıma, barış ve kardeşlik olsun. Elbette bir çözüm bulunur. Ama emperyalistler ve egemenler için çözümden ziyade çözümsüzlük üzerine kafa yoruluyor. Çünkü bu sistemin, bu tür konularda karakteri budur.

Emperyalistlerin ve egemenlerin bu tür politikalarına karşı çıkılmadan halklar yararına sağlıklı bir sistem oluşturulamaz. Hedef bölgede emperyalist, sömürgeci ve egemen politika, oyun ve entrikalara karşı çıkmak ve halklar cephesinde yer alarak onları desteklemek olmalıdır.

08.12.2017        Hurşit KAŞIKKIRMAZ

 

 

Hakkında Hurşit KAŞIKKIRMAZ

Bu habere de bakabilirsiniz.

KADIN(LAR) VE DEVRİM(LER)

Devrimler toplumların altüst olduğu momentlerdir. “En alttakiler”i, en devinimsizleri üste, en “arkadakiler”i öne çıkartır. Hiç …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir