Cuma, Nisan 6, 2018
Destpêk » GIŞTÎ » “MUHAYYEL OSMANLI AFRÎN’DE METFUNDUR”

“MUHAYYEL OSMANLI AFRÎN’DE METFUNDUR”

Kürdistan tarih hafızasında yer edinen bu yazı Ağrı Ayaklanmasının bastırılmasından sonra 19 Eylül 1930’da Milliyet gazetesinde Ağrı dağında dikili bir mezar taşı üzerine yazılmış vaziyette bir karikatür olarak (Muhayyel Kürdistan burada Meftundur) verildi. Günümüz Türkçesinde ki anlamı “Hayali Kürdistan burada gömülüdür. ”

Hasan Işık / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Kürdistan’ın şuan ki işgal ve sömürü altındaki sosyolojik ve tarihsel durumunun incelenmesi için sömürgecilik faaliyeti yürüten güçlerin de aynı bağlamda incelenmesi bilimsel bir gerekliliktir.
Selçuklu sarayından bugünkü Erdoğan sarayına kadar kısa bir inceleme bugünün işgal hareketlerine ışık tutacaktır.
Anadolu’ya gelip teşkilatlanmaya başlayan Türk Devlet Sistemi ilk günden günümüze kadar ayakta kalmanın stratejisi olarak düşman yaratma taktik olarak da karşıdaki çıkar ve çelişkilerden yararlanma politikasını izlemiştir. Bizans ile başlayan düşmanlık Acemler, Avrupalılar, Rumlar, Gavurlar, Ruslar vs. dışarıda olmak üzere devam etmiştir. 19.yy’da başlayan milliyetçilik akımlarından etkilenen Türk aydınları bu ideolojiyi Türk Devlet Sisteminde etkin kıldıktan sonra devlet, varlığını dış düşmanlar yanında bir de iç düşmanlara saldırı politikasında yeniden yarattı. Artık Türk Devlet Sistemi egemenlik sahası içindeki halklarda düşman olmaya başladı. Rumlar, Ermeniler, Kürtler, Aleviler vs.
Yerleşik hayatla çok geç tanışan Türkler etkin ulus olma özelliği ve medeniyet kurma yetisine sahip olmadığı için kültür yayma yolu olarak asimilasyona başvurdu, direnç gösteren unsurlara ise katliamlarla cevap verdi. Bu gelenek Türk Devlet Sisteminde Selçuklu’dan Cumhuriyete kadar kendini devam ettirdi.
Bu tarihsel politikaların bugün silahşorluğunu ve ideologluğunu üstlenen ve bu mirası devralmis AKP-MHP ittifakıdır.
Neo-Osmanlıcı histeri ile uyuyup uyanan Son Osmanlı Padişahı 1. Erdoğan ve ortaklarının yazlık ve kışlık saraylar yaptırmaları, Suriye iç savaşında etkin rol oynamaları, Şam’da Cuma Namazı hayalleri, Ortadoğu’da Arap Baharı adı altındaki toplumsal hareketi İhvan-ı Müslim (Müslüman Kardeşler) hareketinin etkisi altına alıp kendisine egemenlik sahası yaratma çabaları Neo-Osmanlıcı politikaların bir ürünüdür.
İşte şu andaki Afrin işgaline bu pencereden yapılacak bir değerlendirme daha sağlıklı olacaktır.
Tüm insani, ahlaki ve diplomatik rasyonaliteye rağmen işgal ve savaşta diretmek sağlıklı bir tutum değildir. İzlediği tüm politikalarda adeta “Ergen İmamhatipli” seviyesine sahip Erdoğan ve Kapıkulları Ortadoğu’da istikrarın ve barışın en büyük engelleri olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Tüm bu sosyolojik ve tarihsel değerlendirmeler ışığında tüm teknolojik ve maddi imkanlarının seferber edildiği bir savaşta Afrin’de Çağın Direnişine çarpan Erdoğan ve ekibi istila ve talana dayalı Osmanlıcılığın mezarını kazmaktadır. Tarihsel Afrin Direnişi bize göstermektedir ki “Hayali Osmanlı” Afrin’de gömülecektir. Aynı zamanda bu direniş Kürtlere yeni bir sayfa açacaktır.

Hakkında Hasan IŞIK

Hasan IŞIK

Bu habere de bakabilirsiniz.

KADIN(LAR) VE DEVRİM(LER)

Devrimler toplumların altüst olduğu momentlerdir. “En alttakiler”i, en devinimsizleri üste, en “arkadakiler”i öne çıkartır. Hiç …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir