Cumartesi, Eylül 15, 2018
Destpêk » GIŞTÎ » ÖZGÜRLÜK, DEMOKRASİ KAVRAMI VE SOSYALİSTLER
Definitive Answer

ÖZGÜRLÜK, DEMOKRASİ KAVRAMI VE SOSYALİSTLER

İdeolojik ve politik anlamda aynıların aynı, ayrıların ise ayrı yerde olması, doğru ve gereklidir.

Ortaklaşmalar ancak ortak noktalar üzerine kurulabilir. Hiçbir ortak noktası olmayanların biçimsel olarak aynı yerde olması; öz olarak aynı yerde oldukları anlamına gelmiyor.

Zeynel A. Göçer / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Politikayla ilgilenen, örgütlenmeyi düşünen her bireyin; kendini ait hissettiği, doğru bildiği yerde olması en doğal ve en insani hakkıdır. Hakaret küfür, yalan dolan, hizip ve iftira ise komünist devrimcilere yakışmayan; ahlaki olmadığı gibi apolitik tavırlardır.

Şu tespiti yapmam kimseyi kızdırmasın! Avrupa’daki burjuva demokrasisi kimi yönleri ile bizim en ala Sosyalist ve komünist partilerimizin demokrasi kültüründen ve işleyişinden on kat daha ileri özelliklere sahiptir.

Bireyin hak ve hukuku temel esastır. Farklı düşündüğü için ölüm, hakaret, iftiraya maruz kalmaz. Siyaseti arabeskleştirmez “Ya benimsin , (bizdensin ) veya kara toprağın” diyerek imha etmez. Bu konuda Aytekin Yılmaz’ın ‘İçimizdeki Hapishane’ isimli kitabının bir kez daha okunmasını öneririm.

Liderler putlaştırılmaz, Avrupa’da Hitler hariç kimse putları ile övünmemiştir. Örneğin kimse kendi çektiği fotoğrafı ilk önce kendisi beğenmez. Bu davranışlar geri kalmış toplumların bireylerine mahsus bir davranış biçimidir.

Sosyalistleri; burjuva partilerinden ideolojik, politik ve sosyal yaşam tarzından ayırması gereken en önemli davranış biçimlerini şu şekilde ifade edebiliriz: ”Yaşamın her alanında temel insan hak ve hukukunu esas alması, bireyin düşüncelerini şiddete başvurmamak şartıyla, onun düşüncelerine katılmasa da onun düşüncelerini savunmasının yanında yer almasıdır.”

Sosyalist ve komünistlerin tüm birey ve sistemlerden daha fazla demokrasi daha fazla özgürlüklerden yana olması elzemdir.

Hele hele “proletarya diktatörlüğü” gibi talihsiz bir kavramın ise ağızlara bir daha alınmaması gerektiğini düşünüyorum.

Sosyalist ve komünistler; işçi emekçilere esas niyeti ne olursa olsun, diktatörlük vaat etmemeli. Diktatörlüklere inat, daha çok özgürlükler sunmalıdır.

Sosyalistler, komünistler diktatörlüğün her biçimine karşı tavır almalıdır. ‘Ama’ ile başlayan ulema söylentiler, anti-demokratik mekanizmanın devamına yönelik manipülasyonlardır.

Örneğin; 30 yıl boyunca bir siyasal yapıda, hatta merkez komitede yer alıp; o siyasal yapının ideolojik, politik hattını ortak belirleyip, hayata geçirmeye çalışıp ve 30 yıl sonra ise, tüm günahları parti sekreterine ve liderine mal etmek ne kadar reel bir bakış açısıdır?

Parti lideri ve sekreterlerinin de “her şeyi ben yaptım, ben ettim, siz hiçsiniz, ben sizi var ettim, ben olmasaydım şimdi kim bilir nerelerdeydiniz “ kibri ve egosu da yine bir o kadar yanlış ve gereksizdir.

Hele hele silahlı ve askeri bir mekanizma içerisinde şiddet içerikli bir mücadele anlayışında değilseniz (Böyle bir yapı olsa, korkudan seslerini çıkarmadılar diye anlamaya çalışılır. Sonunda işin içinde ölüm var) Böyle bir durumda yoksa, sorarlar insana bugüne kadar neredeydiniz diye?

Dönemin, Sovyetlerindeki Stalin dönemi, PKK’nin Öcalan dönemi, Kamboçya’daki Polpot dönemi vb. yapılanmalar dahil, siyasal karar ve stratejilerine ses çıkarmayıp, destekleyip bugün ise tüm günahları dönemin parti liderine mal etmek, kimseyi aklamaz ve haklıda çıkarmaz.

Pol Pot ve Kızıl Kimmerler, iktidarda oldukları süre içinde Kamboçya kaynaklarına göre yaklaşık 7 milyonluk nüfusun 3 milyon 300 binini katlettiler.

Pol Pot ölümünden birkaç ay önce kendisiyle yapılan bir röportajda, milyonlarca insanın öldürülmesiyle alakalı vicdanen rahat olduğunu, bunları kendi başına yapmadığını açıklamıştı.

Ülkemizdeki örgüt içi ayrılıklar ve bölünmelerden kaynaklı başta örgüt lider ve sekreterlerine yönelik yapılan “serenatların “ ve kullanılan kriminal dilin hiç bir kişi, grup ve siyasal yapıya fayda getirmediği sayısız örnekleri ile doludur.

Bu tür çıkışlar, ambulansın peşine takılan fırsatçı ve kurnaz taksi şoförü rolünü kapmaya çalışmaya çalışmaktan öteye geçmez ve bu alanda o kadar çok cambaz var ki, o rolü kapmak bile çok zordur. 29.08.2018

[email protected]

Hakkında Zeynel A. GÖÇER

Zeynel A. GÖÇER

Bu habere de bakabilirsiniz.

MÜSLÜMAN DÜNYANIN KÜRTLERLE BAYRAMLAŞMAYA YÜZÜ YOK!

Ortadoğu’nun acılı sosyolojik yapısı içerisinde halkların mutluluklarını paylaştıkları özel günlerde vardır. Yapılan uygulamalar ayrı bir …

2 Şîrove

  1. TESEKURKER SAYIN GOCER…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir