Çarşamba, Haziran 13, 2018
Destpêk » GIŞTÎ » SEÇİMLERDE KÜRTLER, DEVRİMCİLER, DEMOKRATLAR ALTERNATİFSİZ DEĞİLDİR

SEÇİMLERDE KÜRTLER, DEVRİMCİLER, DEMOKRATLAR ALTERNATİFSİZ DEĞİLDİR

Seçimler yaklaşıyor. Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de sistemin tıkanıklılığını gidermek, burjuvazi için yolunda ve istenildiği gibi gitmeyen düzeni rayına oturtmak, dizayn etmek, halkta kabaran öfke, birikim ve huzursuzluğu seçim yolu ile dizginlemek, boşaltmak ve rahatlatmak için sandığa baş vuruluyor.

Hurşit KAŞIKKIRMAZ / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Kuşkusuz seçim dönemlerinde ülkelerde politik durum ve atmosfer yükselir, kitleler bir kaç aylığına aktifleşir, duyarlılaşır ve hemen hemen herkes politik bir tercih sahibi olur. Kıt imkan ve olanaklara sahip olan devrimciler, demokratlar, sosyalistler, komünistler bu süreyi bir fırsat olarak değerlendirir ve bu dönemde kendi düşünce ve anlayışlarına göre propaganda yaparak seslerini kitlelere kavuşturmaya çalışırlar. Türkiye ve Kuzey Kürdistan 24 Haziran’da yeni başkanı ve parlamento üyelerini seçmek için sandığa gidiyor. Yeni seçim yapmak, sandığa gitmek demek, var olan yakın ve uzun erimli sorunları gidermek, onlara çözüm üretmek, onları bertaraf etmek ve onları devre dışı bırakarak ülkeyi onlardan arındırmak amacı taşımalıdır. Eğer bir seçim bu amacı taşımıyor ise, onun pekte bir anlam ve önemi olmaz. Yoksa Ahmet gider, Mehmet gelir ve eski tas eski hamam yöntemi, anlayışı, mantalitesi devam eder. Yani sadece aktör değişir ama aynı içerikli sistem varlığını devam ettirir.

Bundan yüz yıl önce Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulduğunda üzerine oturtulduğu temel değişmedi, değiştirilmedi. O dönemde inşa edilen TC devleti, kapitalist anlamda çürük bir zemin üzerine kuruldu. Onun için bu zemin şimdi bu ülkeyi taşımıyor, taşıyamıyor. Dikkat edilmesi gereken burada söz konusu olan kapitalist sistemdir. Yani kapitalist anlamda var olan sistem, sahip olduğu sorunlardan dolayı tıkanıyor. Kendisini reorganize ederek yenileyemiyor. Çağa uygun ve ona denk düşecek bir kapitalist yapılaşmaya gidemiyor. Buna cesaret edemiyor. Tam tersine Türk burjuvazisi ve siyasetçileri o eski statüde diretiyorlar. O eski statüyü yaşatmak için durmadan operasyon ve tamir yaparak ülkeyi ve rejimi ayakta tutmaya çalışıyorlar. Eskiden her on yılda bir askeri faşist darbeler yaparak, şimdilerde ise parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçerek ülkenin temel sorunlarını gidereceklerini sanıyorlar. Bu yöntemler ile ülkenin kapitalist anlamda sahip olduğu sorunlar çözülmüyor, giderilmiyor. Sadece erteleniyor.

Her zaman ve çağımızda olduğu gibi Türkiye’nin en temel meseleleri yani kapitalist manada giderilecek ve çözüm bekleyen sorunları olarak 1- Kürt-Kürdistan sorununun demokratik çözümü. 2- Alevi sorununun demokratik çözümü. 3- Azınlık sorununun demokratik çözümü. 4- İşçi ve emekçilerin Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) anlaşmalarına ve şartlarına göre çalışma koşullarına sahip olmaları. 5- Her çalışan için asgari ücretin insanca yaşanılabilir bir miktarda olması… vb talepleri içermeyen, kapsamayan seçim programları, parti programları ve hedefleri yenilik yaratamaz ve ülkenin sorunlarına çözüm üretemez.

TC devleti, bu olumsuz, çelişkili ve problemli temel üzerine kurularak günümüze kadar geldi. Bu çetrefilli durum Kemalistleri daha devlet kurulmadan önce 1920’de kırım ve katliam yapmaya yöneltti. Dikkat edin 1920’de Koçgiri’de Kürt Alevi katliamı yapılıyor. 1921’de TKP’nin liderleri, Mustafa Suphi ve yoldaşları Karadeniz’de katlediliyor. O günden bu yana TC tarihi kırım ve katliam tarihidir. Koçgiri ve Suphilerden sonra, Ağrı, Dersim, Maraş, Sivas, Çorum, Gazi, 1990’larda yaklaşık 3000 Kürt köyünün yakılıp yıkılması, Sur, Nusaybin, Cizre, Silopi…vb. Ayrıca Rojava’ya yöneldi ve bir kısmını işgal etti. Şimdi ise Kandil’i işgale hazırlanıyor. Her seferinde İran, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını söyleyen R.T.Erdoğan ve TC yetkilileri şimdi o ülkelerde ki Kürt topraklarını işgal ediyor, işgal etmeye hazırlanıyor ve böylelikle onların toprak bütünlüğünü kendisi ihlal ediyor.

Parlamenter sistemde kim ve hangi parti iktidara geldi ise kırım ve katliama devam etmiştir. Şimdi ise başkanlık sisteminde R. T. Erdoğan ve AKP aynı yöntemi sürdürmektedir. O zaman 100 yıldır aynı yöntem devam ediyor ise bunun sebebi nedir? Bunun sebebi, tek devlet, tek dil, tek bayrak ve tek dini devam ettirmektir. Temel sorun budur. Son dönemlerde Kürt sorununda, Alevi sorununda ve işçi emekçi meselesinde konuların yoğunlaşması sonucu daha kolay önlem almak için Türk burjuvazisi ve devleti, R.T.Erdoğan ve AKP şahsında başkanlık sistemine geçerek meseleleri zor yöntemi ile tek elden bastırmayı hedefliyor. Ama artık öyle bir duruma ve çağa gelindi ki başkanlık sistemi ile tek elden bu sorunları kolayca bastırmak bile zorlaştı. Onun için baskın seçim kararı alındı ki bu meseleleri bastırmak, yani yeni kırım ve katliamlar yapmak için elleri daha da güçlensin. Türkiye tarihinde demokrasi, demokratik anlayış hiç ama hiç olmadı ve gelişmedi. Bu yukarıda saydığımız çözüm bekleyen burjuva demokratik sorunlar dünyanın en geri ülkelerinde, bölgelerinde tartışılır, müzakere edilir. Ama Türkiye’de olmaz, yapılmaz. TC devleti hiçbir zaman bu belirttiğim muhalif kesimler ile masaya oturup var olan sorunları çözmek ve gidermek için çaba içerisinde olmadı. Öyle bir demokrasi, demokratik anlayış yoktur. Bundan bir kaç yıl önce PKK yetkilileri ile yapılan görüşmeler, bir müzakere ve çözüm süreci değildi. Bir tasfiye ve yoklama süreci idi. Gelinen aşamada o da tıkandı.

24 Haziran seçimlerine yaklaşık 10 gün kala bu satırları yazıyorum. Baskın seçim kararı ile oluşan ‘Cumhur İttifakı’ AKP, MHP ve BBP. ‘Milli İttifak’ ise CHP, İYİ PARTİ, SP ve DP arasında oluştu. HDP ise kimi devrimci, demokrat ve yurtsever kesimler ile ittifak yaparak seçim çalışmalarını sürdürmektedir. HDP’yi burjuva anlamda oluşan ittifakların dışında tutmak gerekiyor. Cumhur İttifakı ile Milli İttifak her seçim döneminde olduğu gibi bol keseden atmaya devam ediyorlar. Devam ediyorlar ama hiçbiri Türkiye’nin temel sorunlarına değinmiyor. Yukarıda belirttiğimiz o 5 temel mesele yine başka bir bahara kalacak gibi gözüküyor. Cumhur İttifakı, R.T.Erdoğan adaylığı ile daha çok 16 yılın devamlılığı niteliğinde propaganda ve çalışmalarını devlet destekli olarak yürütüyor. Erdoğan ve ittifakı eski seçimlerde olduğu gibi ekonomik olarak halka cazip gelen büyük vaatlerde bulunamıyor. AKP ve Erdoğan döneminde uluslararası kapitalizmin ekonomide yaptığı stratejik değişiklik nedeni ile ucuz emek gücünden yararlanmak maksadıyla Türkiye gibi ülkelere yaptığı sanayi ve sermaye taşıma hareketi sayesinde ülkede belli oranda bir gelişme ve büyüme yaşandı. Fakat bu gelişmenin de bir sınırı vardır ve o sınır yaklaşıyor. Artık eskisi gibi ülkeye sanayi ve sermaye akmıyor. Kapitalist ekonomi istenildiği gibi gelişmeyince gerilemiş sayılır. Türkiye’de orta halli bir seviye yakalandı ama arkasının geleceği meçhul gözüküyor. O neden ile Erdoğan eski seçimlerde olduğu gibi bu seçimde büyük ekonomik vaatler için gürlemiyor. Ama güvenlik, terör derken demokratik gelişmeyi ima etmeyi de unutmuyor. Durum böyle olmasına rağmen birinci turda parlamentoda çoğunluğu ve başkanlığı almayı hedefliyor. Eğer birinci turda olmazsa ikinci turda garantilemek istiyor. O da olmazsa başkan olarak yetkisini kullanarak seçimleri iptal eder mi onu da bekleyip göreceğiz.

Milli İttifak’ta ise üç aday yarışıyor. CHP adayı Muharrem İNCE, İYİ PARTİ adayı Meral AKŞENER ve SP adayı Temel KARAMOLLAOĞLU. Bu ittifak birinci turda parlamento çoğunluğunu hedefliyor. İkinci turda da başkanlığı almak istiyor. Bunlardan ikinci tura kimin kalacağı ve diğerleri tarafından nasıl destekleneceği hala belli değil. Sonuçta eğer ittifak bozulmazsa ve iş ikinci tura kalırsa bu adaylardan en çok oyu alan Erdoğan ile yarışır. Ve diğerleri de onu desteklerler gibi gözüküyor. Bu adaylar ve adayların partileri de Türkiye’nin belirtilen temel sorunlarına ciddi ve çözümleyici bir şekilde yaklaşmıyorlar. Herkes kendisince bir yerlerden bu sorunları okşayarak meseleye yaklaşıyor. Erdoğan, AKP, MHP, BBP başkanlık sisteminin devam etmesini, İslamcı, tekçi ve Türkçü rejimin güçlendirilmesini savunuyorlarken, CHP, İYİ PARTİ, SP, DP ve adayları ise parlamenter rejime geri dönüşün yapılmasını ve sözde laikliği savunuyorlar. Ayrıştıkları konular ve noktalar bunlardır. Diğer yandan tekçi ve Türkçü anlamda aynı çizgidedirler.

HDP’ye gelince. HDP, bileşenleri ve diğer düzen dışı muhalefetin işi bir hayli zor. Adayı Selahattin DEMİRTAŞ hapiste. Bu koşullarda Cumhur İttifakı da kazansa, Milli İttifak da kazansa Kürtler, Azınlıklar, Aleviler, devrimciler, demokratlar, komünistler, Hıristiyanlar, işçiler-emekçiler…vb TC devletinin ötekileştirdiği ve onların inkarı üzerine kurduğu devletin oluşum dokusunu, mayasını değiştirecek herhangi bir yönelim kimden gelirse hedef tahtasına o oturtuluyor, oturtulacaktır. Şimdilik gözüken budur. Okuyucu dikkat etsin ben bu yazıda sosyalist, komünist, devrimci ve sınıfsal bir çözümden bahsetmiyorum. Tamamen çağımızın kapitalist ülkelerinin bu tür konularda gerçekleştirdikleri çözüm metotlarını baz alarak konuya yaklaşıyorum. Yani kapitalist anlamda bu sorunların düzen içi reform yolu ile çözülmesi gerektiğini ima ediyorum. HDP’nin milletvekili seçilmiş eş genel başkanları demokrasi istiyorlar diye tutuklanıp zindana atılıyor. Milletvekillerinin vekillikleri düşürülüyor. Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıyor içeri atılıyor ve yerlerine kayyum atanıyor. Son yıllarda on binlerce devrimci, demokrat, Kürt, yurtsever demokrasi istiyorlar ve onun mücadelesini veriyorlar diye tutuklanıyor. Burjuva cepheden CHP dahil hiçbir parti bu anti demokratik faşist uygulamalara karşı ciddi bir tepki vermiyor. Ayrıca seçim çalışmalarında HDP’ye saldırılar devam ediyor.

Sonuç olarak

Türkiye’de TC kurulduğundan bu yana düzen dışı muhalefet yani ötekileştirilen kesimlerin oranı ve oy potansiyeli %15’i hiçbir zaman aşmadı. Son yıllarda Kürt muhalefetinin sayesinde 70-80 milletvekili parlamentoya gönderiliyor. Düzen dışı muhalefetin dağınık ve parçalı olması ayrı bir olumsuzluktur. Bu koşullarda birinci tur için herkes kendi çalışmalarını yürütüyor. Adaylar içerisinde birinci turda sadece Erdoğan %50’yi aşacağını iddia ediyor. Onun dışındakiler başkanlık için ikinci tur hesaplarını yapıyorlar. Eğer birinci turda Erdoğan kazanır ise ikinci tura gerek kalmaz. Yok eğer kimse kazanamazsa başkanlık seçimi ikinci tura kalır. İkinci turda en çok oyu alan iki aday yarışır. Büyük bir ihtimalle ikinci tur yarışı Erdoğan ile İnce arasında yaşanır. İkinci turda HDP’nin %10-15’lik oy oranı denge oyları olarak büyük bir öneme sahip olur. Burjuva muhalefet ve özellikle CHP adayı şimdiden ikinci tur için HDP’nin desteğini ve oylarını almak için Kürtlere ve düzen dışı muhalefete şirin gözükmeye çalışıyor. Ama şu bilinmelidir. CHP ve diğer burjuva muhalefet partileri ve adaylarının hedefleri kazandıklarında parlamenter rejime geri dönüş ve sözde laikliği korumaktır. Bunların dışında tekçi ve Türkçü anlayış, zihniyet ve mantalite de değişen bir şey yoktur.

Şu bilinmelidir, Türkiye’nin sahip olduğu bütün sorunlar parlamenter rejim döneminde oluşan sorunlardır. Ve bunların hepsi devam etmektedir. Anlaşılması gereken hem parlamenter rejim döneminde ve hem de başkanlık sisteminde Kürtlere, Alevilere, Hıristiyanlara, devrimcilere, komünistlere, azınlıklara, demokratlara, işçiye-emekçiye…vb yaklaşım hep aynı olmuştur. Bu durumdan dolayı birinci turda oylar HDP’ye, DEMİRTAŞ’a. İkinci turda ise HDP ve bileşenleri, ülkenin var olan sorunlardan arındırılması için bir demokratikleşme paketi hazırlayarak adaylara sunmalıdır. Bu paketi kabul eden aday desteklenmelidir. Eğer kabul etmezler ise ikinci tur boykot edilmelidir. Demokrasi güçleri karşısında ve ülkenin bu kadar ağır sorunlarına rağmen, demokratikleşmeyi kabul etmeyen Ahmet ve kel Ahmet’in birinin diğerinden farkı yoktur.

13.06.2018

Hakkında Hurşit KAŞIKKIRMAZ

Bu habere de bakabilirsiniz.

GEVER’DE İŞ CİNAYETİNDE 2 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ

Sokağa çıkma yasaklarında ölümlerin, yıkımların ve göçlerin yaşandığı, çocukların yerde buldukları cisimlerin patlaması nedeniyle hayatlarını …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir