Cuma, Mayıs 4, 2018
Destpêk » GIŞTÎ » VENEZUELA’DA DEVRİM MÜCADELESİ DEVAM EDİYOR / SOSYALİST MEZOPOTAMYA-1

VENEZUELA’DA DEVRİM MÜCADELESİ DEVAM EDİYOR / SOSYALİST MEZOPOTAMYA-1

Latin Amerika ülkesi Venezuela’da 1998 yılında seçim yolu ile iktidara gelen Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV), Hugo Chavez liderliğinde birçok reform gerçekleştirerek ülkede yeni bir anayasa hazırladı ve uygulamaya soktu. Chavez’in politik ideolojisi 21. yüzyıl sosyalizmi ve Bolivarcılık olarak iddia edildi. Ülkede Bolivarcı Devrim, sosyalist reformların uygulanmasına odaklandı. Anti emperyalist, sosyalist ve Bolivarcı politikaları ve rejimi ile dikkat çeken Hugo Chavez ve yeni devlet Başkanı Nicolos Maduro rejimi, emperyalistlerin ve özellikle ABD’nin hedef tahtasına oturttuğu bir durumdadır. Birçok yaptırım, kısıtlama ve engelleme ile karşı karşıya kalan Venezuela ile ilgili olarak, İtalya Komünist Partisi Yeniden İnşa (Rifondazione Comunista), RC Merkez Komite üyesi, dış ilişkiler sorumlusu ve Latin Amerika grubunda yer alan, ayrıca Avrupa Sol Partisi, SE yürütme komitesi üyesi olan Marco Consolo ile konu hakkında röportaj yaptık.

 

Röportaj: Hurşit Kaşıkkırmaz / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

 

Venezuela yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları bakımından zengin bir ülke. Bu kadar zenginliğe rağmen neden böyle yoksul?

Evet, Venezuela yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları bakımında çok zengin bir ülke. Ülke, dünyada en çok petrol rezervine sahiptir. Fakat geçmişte petrol ve petrol gelirleri ABD’li uluslararası şirketlerin ve ülkedeki oligarşinin hakimiyetinde bulunuyordu.

Dahası Venezuela, petrolün dışında Altın, Koltan, su ve Toryum benzeri çağımız teknolojisinde kullanılan ve stratejik bir durumda olan madenler bakımından da zengindir. Bu petrol ve madenler, 1998 yılına kadar yani kumandan Hugo Chavez iktidara gelene kadar ülkedeki oligarşinin elinde idi ve kazançlarına onlar sahipti. Halk ise yoksulluk ve sefalet içerisinde yaşıyordu.

Gerçekleşen devrim ile birlikte Chavez, düşünsel ilhamını İspanyol sömürgeciliğine karşı savaşan özgürlükçü lider Simon BOLİVAR’dan aldı. Dahası sosyalist ve Karl Marks düşüncesini benimseyen ve diğer ilerici Latin Amerika liderleri gibi ben Hümanist ve Hıristiyan’ım diyerek sömürüye karşı çıktı. Petrolden ve madenlerden gelen geliri halka pay ederek, dağıtarak sosyal adaleti gerçekleştirmeye çalıştı. Birçok konu da değişiklik yaptı. Örneğin eğitimde, sağlıkta, konutta, şimdiye kadar 1.900.000 konut inşa edildi. Ayrıca işçi, kadın ve gençlik örgütlenmelerinde ciddi çalışmalar yaptı. Diğer önemli konu ise diğer Latin Amerika ülkeleri ile gerçekleştirdiği entegrasyondur. Bilindiği gibi ABD, her zaman Latin Amerika’yı kendi arka bahçesi olarak görmüştür, görüyor. İlk kez Chavez, Latin Amerika’da ABD’nin etkisi altında olmayan bölgesel kurum, kuruluş ve organizasyonlar gerçekleştirdi. Örneğin ekonomik, televizyon, dayanışma vb. (Unasur, ALBA, Celac). Emperyalizm, zaman geçirmeden bu kuruluş ve organizasyonları boykot ederek karşı çıktı.

Chavez’in ölümünden sonra Venezuela devrimini nasıl bir gelecek bekliyor?

Chavez’in 2013 yılında kötü bir hastalık sonucu ölmesinden sonra, yerine gelen Nicolas Maduro sosyal reformları sürdürüyor. Ama Chavez’in iktidarı almasından bu yana ABD emperyalizmi ülkeyi tekrar ele geçirmek için her yolu deniyor. Değişik birçok yönteme başvuran Beyaz Saray, derinlemesine bir savaş ilan etmiş durumdadır. Örneğin medyasal, ekonomik, askeri, diplomatik, finansal vs. Venezuela’ya karşı sert bir ekonomik ablukayı onaylamış durumdadır. Şimdi ki Maduro hükümeti, 1973’te Şili’deki Salvador Allende sosyalist Hükümeti’nin karşılaştığı kanlı faşist askeri darbe benzeri tehlikeler ile karşı karşıyadır. Zamanında Şili’de yaptıkları gibi ilaç, yiyecek vb. önemli şeyleri stoklama, kara borsada satma, zenginlerin sermayelerini başka ülkelere taşıması, kaçakçılık, saklama vb. kıtlık ortamı yaratma gibi provakatif durumlar yaratarak halkı galeyana getirmeyi hedefliyorlar.

Bütün bu emperyalist ve burjuva baskılar karşısında halk, Bolivar rejiminden ve devriminden uzaklaşıyor mu?

1989’dan bu yana 24 tane seçim yapıldı. Bunların 22’sini “Chavizm” kazandı. Her seçim döneminde sağ partiler, hükümeti ve seçim sistemini suçladılar. Ama bu duruma rağmen ABD eski Başkanı Jimmy Carter ve kuruluşu, bu seçim sisteminin dünyanın en iyi sistemi olduğunu belirtiyor. Geçen aylarda sağ muhalefet bir provakatif eylem gerçekleştirerek halkı sokağa dökmeye çalıştı. ABD stratejisinin ürünü olarak provakatif olaylarda 130 kişinin ölmesine sebep oldular. Bu tür olaylar ile hedeflenen amaç, karışıklık-istikrarsızlık ortamı yaratarak ABD’nin askeri müdahalede bulunmasına zemin hazırlamaktır. Bu duruma karşı Maduro Hükümeti söz, karar, yetki halkındır diyerek seçimlere gitmeyi işaret etti. 2017 yılı içerisinde 3 kez seçime giden Hükümet, (Kurucu Meclis, Eyalet ve belediye) seçimlerinde galip geldi. Örneğin 10 Aralıkta belediye seçimleri yapıldı. 335 belediyeden 300’nu “Chavizm” kazandı. Muhalefet seçimleri kaybedeceğini anlayınca ya boykot ediyor veya seçimlere katılmıyor. Onlar da kendi aralarında bölünmüş durumdalar.

Venezula’nın bu durumu, duruşu karşısında ABD ve emperyalistlerin nasıl bir stratejileri var?

ABD eski Başkanı Obama ve Hillary Clinton’un eski stratejisi “soft power”,  yumuşak güç “bir devletin, diğer bir devlet üzerinde güç veya zor kullanmadan, bu devlete istediğini yaptırabilme yeterliliği”. Bu yöntem ile Honduras, Paraguay ve Brezilya’da kurumsal darbeler gerçekleştirerek müziği değiştirdiler. Örneğin Obama yaptığı Başkanlığa veda konuşmasında “Venezuela bu haliyle ABD’nin güvenliği için tehlikedir” diyerek hedef gösterdi. Bu konuda yeni Başkan Trump ise eskisinden daha sert. Eski (Exxon Mobil) petrol kuruluşu temsilcisi, yeni devlet bakanı Rex Tillerson’da Venezuela’nın “ABD için büyük bir tehlike ve tehdit” olduğunu deklere etti. Gelinen aşamada Trump, Obama’nın çekinceli ve utangaç bir şekilde uyguladığı Küba politikası ve benzerlerini geçerek, bölge için daha sert ve çılgın bir stratejiye sahip. Meksika sınırında göçmenlere karşı kilometrelerce duvar örmesi ve açıktan bölge sağını kışkırtması vb.

Emperyalizmin Latin Amerika’daki ilerici iktidarlara karşı çıkması açık bir durumdur. Ama aleni bir şekilde Brezilya’da “parlamento darbesi” yaparak yetkiyi Başkan Dilema Roussef’in elinden alması ve ayrıca bir kaç hafta önce Honduras’ta seçim hileleri ile sağı iktidara taşıması, bunların hepsi ABD’nin oyun ve entrikaları ile yapılıyor. Hiç kuşku yok. Venezuela Bolivar rejimi emperyalistlerin gözüne batmaya devam ediyor, edecektir.

Bu sorulardan sonra komünistler için bir parantez açma gereği duyuyorum. Venezuela Komünist Partisi, PCV çeşitli konularda Chavezci Hükümeti eleştirmekle birlikte, her zaman Chavez ve Maduro Hükümetlerini desteklemiştir ve en büyük Hükümet ortağı olarak koalisyonda yer almıştır. Emperyalizme ve kapitalizme karşı mücadelesini sürdüren Komünist Parti, ABD’nin ve emperyalistlerin kirli emellerine karşı, Bolivarcı ilerici rejimin yanında saf tutarak mücadelesini sürdürmektedir.

Sayın Consolo röportaj için teşekkür ederiz.

Başarılar diliyorum Kürdistanlı komünistlere.

23.12.2017

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 1 / Mart 2018

 

Hakkında Hurşit KAŞIKKIRMAZ

Bu habere de bakabilirsiniz.

BABETA GIRÎNG LIPÊŞ SIYASETA KURD, ŞKENANDINA BÊDENGIYA LI BAKURÊ KURDISTANÊ YE

Tirkiye diçe hilbijartinek pêşwext a hestiyar. Hilbijartinên Tirkiye bi awayek yekrast bandora xwe li rastiya …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir